The relations of perceived destructive leadership and self-construals with employees' psychological disharmony and organizational cynicism: the roles of need thwarting, psychological contract breach and task significance
Tezin Türü: Doktora
Tezin Yürütüldüğü Kurum: Marmara Üniversitesi, Sosyal Bilimler Enstitüsü, İşletme (İngilizce) Anabilim Dalı, Türkiye
Tezin Onay Tarihi: 2020
Tezin Dili: İngilizce
Öğrenci: REMZİ GÜNEŞ
Danışman: Seçil Taştan
Açık Arşiv Koleksiyonu: AVESİS Açık Erişim Koleksiyonu
Özet:Psikolojik uyum, bireylerin ruh hallerini etkileyen, dünyaya ilişkin tutumlarını ve alacakları aksiyonları belirleyen hem de karşılaşılan yaşam olaylarına karşı göstereceği dayanıklılık üzerinde etkide bulunan önemli bir kavramdır. Benzer şekilde, psikolojik uyumsuzluğun da bireylerin adaptasyon süreçlerini olumsuz etkileme, bireyleri depresyon, anksiyete ve stres gibi durumlara karşı savunmasız bırakabilme potansiyeli bulunmaktadır. Kişisel psikolojik uyumsuzluk bireylerin duygusal durumlarını belirlemekle birlikte öncül faktörleri yalnızca bireylerin kendi yatkınlıkları ile kısıtlı olmayıp psikososyal pek çok faktör de bireylerin deneyimlediği psikolojik uyumsuzluk üzerinde de etkide bulunabilmektedir. Benzer şekilde, bireylerin, örgütlerin kendi çıkarları ötesinde önceliklendirdiği herhangi bir şey olmadığına ilişkin inancı, bu düşünceye verilen duygusal tepkiyi ve bunları takip eden davranışları kapsayan örgütsel sinizm de bireysel, örgütsel ve yönetsel pek çok kavram ile etkileşim halindedir. Örgütsel davranış alanının temel amacı örgütler ve bireyler arasındaki etkileşimleri pozitif psikoloji perspektifi ile ele alarak hem örgütler hem de bireyler için yapıcı bir örgütsel çerçeve oluşturup çalışma yaşamının kalitesini arttırmaktır. Buradan hareketle, örgütsel davranış literatüründe örgütsel pek çok değişken, bireysel, yönetsel, iş ile alakalı ve örgütsel pek çok değişkenin etkileşimi ile açıklanmaktadır. Böylelikle, örgütsel değişkenler ve değişkenler arasındaki etkileşimlerin yalnızca kuramsal düzeyde yaklaşımlar oluşturulması değil, pratik kazanımlar sağlayacak iç görüler sağlaması da hedeflenmektedir. Bu çalışmada da kişisel psikolojik uyumsuzluk ve örgütsel sinizm kavramlarının öncüllerine odaklanılarak kavramsal bir literatür araştırması yapılmıştır. Söz konusu kavramların ele alındığı teorik ve görgül çalışma sonuçlarının incelenmesi sonucunda bireylerin deneyimlediği kişisel psikolojik uyumsuzluk ve örgütsel sinizmin öncüllerine odaklanılarak kuramsal bir model geliştirilmiştir. Önerilen kuramsal model çerçevesinde, yıkıcı liderlik ve benlik kurguları çalışmanın bağımsız değişkenleri olarak modele dahil edilmiştir. Daha sonra, yıkıcı liderlik ile bireysel psikolojik uyumsuzluk arasındaki ilişkide psikolojik ihtiyaç engellenmesinin aracı rolde olduğu öne sürülmüştür. Buna ek olarak işin anlamlılığının da bu ilişkide düzenleyici rol oynayacağı ön görülmüştür. Ardından yıkıcı liderlik ile örgütsel sinizm arasındaki ilişkide psikolojik sözleşme ihlalinin aracı rol oynayacağı öne sürülmüştür. Son olarak benlik kurguları ile örgütsel sinizm arasında anlamlı bir ilişki bulunması ön görülerek kuramsal çerçeveye dahil edilmiştir. Bu doğrultuda, İstanbul ilinde özel ve kamu sektörlerinde çalışan 260 kişiden oluşan örneklem grubundan veri toplanmış ve bu veri Sosyal Bilimlerde Kullanılan İstatistik Paketi aracılığıyla çeşitli analizlere dahil edilmiştir. İstatistikler analizler sonucunda çalışmanın 4 hipotezinin desteklendiği, 2 hipotezinin ise desteklenmediği görülmüştür. Buna göre yıkıcı liderlik ile kişisel psikolojik uyumsuzluk (r=0.341, p=0.000) arasında anlamlı bir ilişki bulunduğu ve bu ilişkide psikolojik ihtiyaç engellenmesinin aracı rol oynadığı (=0.675, p=0.000) görülmüştür. Buna ek olarak yıkıcı liderlik ile örgütsel sinizm (r=0.627, p=0.000) arasında anlamlı bir ilişki bulunduğu ve bu ilişkide psikolojik sözleşme ihlalinin aracı rol oynadığı (=0.489, p=0.000) gözlenmiştir. Öte yandan, benlik kurguları ile örgütsel sinizm arasında anlamlı bir ilişki bulunamamıştır. Bu durum, örgütsel sinizmin benlik kurgularından ziyade bireysel, yönetsel ve örgütsel diğer değişkenlerle daha güçlü bir etkileşimi olduğunu göstermektedir. Buna ek olarak, işin anlamlılığının yıkıcı liderlik ile kişisel psikolojik uyumsuzluk arasındaki ilişkide düzenleyici rol oynamadığı görülmüştür. Bu durum yıkıcı liderlik ile kişisel psikolojik uyumsuzluk arasındaki güçlü ilişkide işin anlamlılığının güçlü bir etkide bulunmadığını göstermektedir. Bunun yanı sıra, araştırmanın değişkenlerine ilişkin ortalamalar, katılımcıların cinsiyet, yaş, eğitim durumu, toplam çalışma deneyimi ve toplam şirket deneyimine göre karşılaştırmalı analizler yapılarak değişkenler arasında demografik özellikler bazında farklılaşmalar bulunup bulunmadığı ele alınmıştır. Elde edilen bulgular, bazı demografik özelliklerin araştırmanın değişkenleri baz alındığında anlamlı ölçüde farklılaştığını göstermiştir. Elde edilen tüm sonuçlar bu çalışmanın tartışma bölümünde detaylı bir şekilde incelenmiştir. Özet olarak, bu çalışma bireylerin kişisel psikolojik uyumsuzluk ve örgütsel sinizm eğilimlerinin öncüllerinin neler olabileceği ele alınmış ve yıkıcı liderlik, psikolojik ihtiyaç engellenmesi ve psikolojik sözleşme ihlalinin öneminin altı çizilmiştir. İlgili literatürde söz konusu kavramlar arasındaki etkileşimleri konu alan çalışmaların bulunmaması ya da az sayıda olması sebebiyle çalışmanın hem kavramsal hem de pratik açıdan ilgili literatüre katkıda bulunacağı ön görülmektedir. Ön görülen bu katkılar çalışmanın tartışma bölümünde kapsamlı bir şekilde incelenmiştir.