Yusuf Atılgan, Sezai Karakoç ve Rasim Özdenören'in hikâyelerinde taşra
Tezin Türü: Yüksek Lisans
Tezin Yürütüldüğü Kurum: Marmara Üniversitesi, Türkiyat Araştırmaları Enstitüsü, Türk Dili ve Edebiyatı Anabilim Dalı, Türkiye
Tezin Onay Tarihi: 2020
Tezin Dili: Türkçe
Öğrenci: ENES ALİM
Danışman: Mehmet Güneş
Açık Arşiv Koleksiyonu: AVESİS Açık Erişim Koleksiyonu
Özet:Yusuf Atılgan, Sezai Karakoç ve Rasim Özdenören özgün hikâye anlayışlarıyla modern Türk hikâyeciliğinde önemli yer edinmiş hikâyeciler arasında sayılırlar. Türk edebiyatında farklı edebi yönelimleriyle iz bırakmış üç yazarın da hikâyelerinde "taşra", hikâyelerin temalarını zenginleştirecek biçimde etkin bir rol oynamaktadır. Yusuf Atılgan'ın Bütün Öyküleri, Sezai Karakoç'un Meydan Ortaya Çıktığında ve Portreler, Rasim Özdenören'in Hastalar ve Işıklar, Çözülme, Çok Sesli Bir Ölüm ve Çarpılmışlar başlıklı hikâye kitaplarında taşra coğrafyası, kır, köy, kasaba ekseninde zengin bir şekilde hikâyelere yansıtılmıştır. Taşra, üç yazarın da hikâyelerinde bireyi ve bireyin psikolojisini şekillendirecek şekilde yer almaktadır. Öte yandan "taşra", Yusuf Atılgan, Sezai Karakoç ve Rasim Özdenören'in hikâyelerinde farklı anlam dünyalarını ifade ederler. Yusuf Atılgan'da "mahrumiyet bölgesi" olarak vücut bulan taşra olgusu, Sezai Karakoç'ta ideallerin gerçekleşeceği "özü" yansıtan coğrafyadır. Rasim Özdenören'in hikâyelerinde ise "taşra" girift bir şekilde kullanılır, Yusuf Atılgan ve Sezai Karakoç'un taşra paradigmalarıyla farklı yönleriyle kesişir. Siyasi, sosyal ve ekonomik boyutlarıyla taşra kavramı, hikâyelerde atmosferi "anlatım teknikleri" yoluyla oluştururken yazarların edebi ve fikri görüşleri çerçevesinde de farklılıklar göstermiştir.