Prostat kanseri tanısında yeni belirteçler: İdrar sarkozin ve serum PRO-PSA düzeyleri
Tezin Türü: Tıpta Uzmanlık
Tezin Yürütüldüğü Kurum: Marmara Üniversitesi, Tıp Fakültesi, Temel Tıp Bilimleri Bölümü, Türkiye
Tezin Onay Tarihi: 2013
Tezin Dili: Türkçe
Öğrenci: MEDENİ ARPA
Danışman: Önder Şirikçi
Açık Arşiv Koleksiyonu: AVESİS Açık Erişim Koleksiyonu
Özet:Prostat kanseri, kansere bağlı ölümler arasında ilk üç sırada yer almaktadır. Prostat kanseri, genellikle uzun bir süre herhangi bir belirti vermeden ilerleyebilmektedir. Bu nedenle erken dönemde tespiti için tarama yapmak gerekmektedir. Günümüzde prostat kanserini erken dönemde tespit edebilmek için rektal muayene, serum prostat spesifik antijen (PSA) düzeyi, transrektal ultrasonografi (TRUS) ve biyopsi kullanılan temel araçlardır. PSA'nın en önemli avantajı duyarlılığının yüksek olmasıdır. Ancak bununla beraber özgüllüğünün yüksek olmaması nedeniyle yalancı pozitifliklere neden olmakta ve tanının doğrulanması için biyopsi gibi girişimsel ve pahalı olan ileri tetkikleri gerektirmektedir. Bu nedenle özgüllüğü yüksek olan biyobelirteçlere ihtiyaç vardır. Prostat kanseri tanısındaki özgüllüğü artırmak için serbest PSA, proPSA ve phi (prostate health index) yeni kullanılmaya başlanan biyobelirteçlerdir. Buna rağmen halen özgüllüğün daha yüksek olduğu biyobelirteçler gerekmektedir. Son zamanlarda bir metiyonin metaboliti olan sarkozinin prostat kanseri tanısındaki rolü ile ilişkili çalışmalar yayınlanmaktadır. Ancak elde edilen sonuçlar kesin değildir. Serum kreatinin değerini yükselten hastalıklar geçirmiş veya daha önceden hormon ablasyon tedavisi almış olan, ya da prostata yönelik herhangi bir cerrahi müdahale geçirmiş veya pelvik bölgeye herhangi bir endikasyonla radyasyon tedavisi almış olan hastaların yanısıra idrar yapamadığı için kateter takılması gereken hastalar ile B12 vitamini ve folat eksikliği gibi kriterlerden herhangi birini taşıyan hastalar bu araştırma kapsamı dışında bırakıldı. Söz konusu dışlanma kriterleri olmayan toplam 105 hasta biyopsi pozitif (n= 29) ve biyopsi negatif (n=76) olarak iki gruba ayrıldı. Bu hasta grupları BMI, serum folat, B12 vitamini, PSA, fPSA, %fPSA, proPSA (p2PSA) ve phi ile beraber idrar sarkozin, metiyonin, sistein, homosistein, alanin ve beta-alanin düzeyleri açısından karşılaştırıldı. Sarkozin analiz edilirken, alanin izomerlerinden ayrıştırılarak gerçek sarkozin düzeyleri tespit edildi. Prostat biyopsisi altın standart olarak kabul edilerek, PSA, %fPSA, p2PSA, phi ve sarkozin için duyarlılık ve özgüllük hesaplandı ve ROC eğrileri çizildi. Eğri altında kalan alanlar hesaplanarak prostat kanseri tanısındaki performansları incelendi. Yaşa özgü referans PSA değerlerine göre hastalar kategorize edilerek parametrelerin o yaş aralığındaki performansları saptandı. Yapılan değerlendirmede gruplar arasında sarkozin açısından bir fark tespit edilmezken, %fPSA ve prostat volümü biyopsi negatif grupta anlamlı olarak daha düşük, phi ise biyopsi pozitif grupta daha yüksekti. 50-59 yaş grubunda Sarkozin + betaalanin en yüksek eğri altında kalan alana sahipti. Gleason skorlarına göre biyopsi pozitif hastalar < 7 ve ? 7 olarak iki gruba ayrılarak yapılan analizde, sarkozin ve PSA düzeyleri Gleason skoru ? 7 olan grupta anlamlı olarak daha yüksekti. Tüm belirteçlerin duyarlılıklarının %90 olduğu kesim değerindeki özgüllükleri değerlendirildiğinde sırasıyla %fPSA, prostat volümü ve phi'nin PSA'dan daha yüksek özgüllüklere sahip oldukları görüldü. Sonuç olarak idrar sarkozin'in prostat kanseri tanısında yararlı olmadığı, ancak Gleason skorunun ? 7 olduğu riskli prostat kanserinde kullanılabileceği görüldü. Phi, %fPSA, ve prostat volümünün prostat kanseri tanısında PSA'dan daha iyi oldukları ortaya kondu. Bunun yanı sıra phi hesaplamasında kullanılan parametrelere prostat volümünün eklenmesinin özgüllüğü iyileştireceği tespit edildi. Anahtar Kelimeler: Prostat, Kanser, PSA, Sarkozin, ProPSA, Phi