Şâh-ı zinde yapılarından şirin bika aka, tuman aka ve emirzade makberelerinde kâşî / çini tezyinatı ve Osmanlı sanatına yansımaları
Tezin Türü: Yüksek Lisans
Tezin Yürütüldüğü Kurum: Marmara Üniversitesi, Sosyal Bilimler Enstitüsü, İslam Tarihi ve Sanatları Anabilim Dalı, Türkiye
Tezin Onay Tarihi: 2023
Tezin Dili: Türkçe
Öğrenci: MERVE AKYÜZ
Danışman: Aziz Doğanay
Açık Arşiv Koleksiyonu: AVESİS Açık Erişim Koleksiyonu
Özet:XIV. yüzyıl itibarıyla Timur'un cihan hâkimiyeti politikası neticesinde savaştığı toplumların sanatkâr ve âlimlerini Semerkand'a getirmesi ile Timurlu Devleti, Türkistan'da sanat üslûbunun ve bilhassa bezeme sanatı ekollerinin önemli temsilcilerinden birisi haline gelmiştir. Osmanlı Devleti ile Timurlu Devleti arasında gerçekleşen etkileşim ise Türk bezeme sanatında gelişimi sağlayan önemli bir husustur. Bugüne kadar yürütülen çalışmalarda Timurlu sanatına ait nakış üslûpları Türkiye'de mahfuz yazma eserler üzerinde incelenmiştir. Timur dönemi mimarî tezyinatı ve kâşî bezemeleri ise malzeme ve teknik ağırlıklı olarak ele alınmıştır. Araştırmaların terminolojisinde ise Türkistan'ın dil mirasından ziyade Batı kökenli terimler ve yakıştırmalar içeren bir üslûp hâkimdir. Bu çalışmada Timur döneminin mimarî tezyinat unsuru olan kâşîler, malzeme ve teknikten ziyade bezemelerindeki motif ve üslûp nitelikleri bakımından Şâh-ı Zinde yapıları üzerinde incelenerek Osmanlı erken dönem mimarî eserlerden örneklerle karşılaştırılmıştır. Araştırmanın sonucunda Anadolu ve Türkistan'ı kapsayıcı bir terminoloji ile iki devlet arasındaki etkileşim ve nihayetindeki gelişim ön plana çıkarılmıştır. Erken dönem Osmanlı mimarî tezyinatında görülen islîmî üslûbu nakışların Timur dönemi mimarî bezemeleri ile benzer niteliklerde olması; bir hat üzerinde ilerleyen yaprak, çiçek, tomurcuk gibi tüm unsurlarıyla teşekkül etmiş hatâyî üslûbu nakışların Anadolu'daki ilk örneklerinin XIV. yüzyıl Timur dönemi bezeme sanatı ile benzerliği; Osmanlı sanatında çoğunlukla erken dönem mimarî bezemelerinde görülen ve Özbekistan'da günümüzde de sıkça kullanılan, nakış kompozisyonunu sınırlayıcı motiflerden oluşan tenab çizimleri etkileşimin somut göstergelerindendir. Bu etkileşimin devamında Anadolu ve Türkistan arasında sanat akımlarının taşıyıcısı olan sanatkârların İstanbul'un fethinden sonra XVI. yüzyılda İstanbul'a gelmesi neticesinde nebâtî motif ve üslûplar saray nakkaşhânesinde gelişerek değişime uğramıştır. Bu çalışmada değişimin neticesinde nebâtî motif ve üslûpların Osmanlı'nın klasik dönemi olan XVI. yüzyılda karakteristik hale dönüştüğünün ve bu dönüşümde Türkistan'a özgü örneklerin mevcut olmadığının keşfedilmesi üzerine İstanbul üslûbundan bahsedilmesi gerektiği kanaatine varılmıştır.