Tezin Türü: Yüksek Lisans
Tezin Yürütüldüğü Kurum: Marmara Üniversitesi, Türkiye
Tezin Onay Tarihi: 2014
Tezin Dili: Türkçe
Öğrenci: Yusuf Salih Korkmaz
Açık Arşiv Koleksiyonu: AVESİS Açık Erişim Koleksiyonu
Özet:Ortadoğu, insanlık tarihine eşdeğer geçmişiyle, en kadim kültür ve medeniyetlere beşiklik eden ve bütün semavî dinlerin ortaya çıkmış olduğu bölgedir. Bu itibarla bölge, söz konusu muazzam birikimin getirilerine sahip olmasının yanında, bu özelliğinin tabii sonucu olan kadim çekişmelerin ağır bedelleriyle de başa çıkmak zorundadır. Bunca din, kültür, medeniyet ve etnisitenin bin yıllardır karşılıklı bir etkileşim içinde bulunması, bölgedeki etno-kültürel fay hatlarını olağanüstü derecede kırılgan hale getirmiştir. İran İslâm Cumhuriyeti ve Suriye rejiminin, bölgedeki hâkim dinî, kültürel, toplumsal ve siyasî yapıya muhalif bir heterodoksluğu içinde barındırması, özellikle Suriye’deki Hafız Esed yönetimi ve İran’daki 1979 Devrimi sonrası yapıyı birbirine yakınlaştırmıştır. Bunun yanında, iki ülkenin jeopolitik ve stratejik olarak birbirlerine entegre hale gelen girift ilişkileri söz konusu olmuştur. İran-Suriye bölgesel ittifakı, özellikle 2003 yılında Irak’ın işgali sonrası yaşanan gelişmelerle ve Hizbullah’ın Lübnan’da başat aktör halini aldığı 2006 Lübnan-İsrail Savaşı’ndan sonra daha da önemli hale gelmiş, bu yönüyle ittifak, yalnızca iki ülkenin arasındaki bir ilişkinin çok ötesine geçmiştir. Bugün Ortadoğu’da, yerel, bölgesel ve küresel ölçekli tüm siyasî dengeler, bir şekilde bu ittifaka göre hesap yapmak ve konumlanmak zorundadır. Bu çalışmada İran-Suriye ittifakının tarihsel ve nedensel arka planı incelenerek, 35 yıllık gelişimi ortaya konulmaya çalışılacak ve başta Arap Baharı sürecine yansımalarına ışık tutulmaya çalışılacaktır. Bu çalışmayla ilgili hâlihazırda mevcut olan en önemli hipotez, İran’ın yakın çevresinde bir Şiî jeopolitik kuşağı oluşturarak, bölgesini domine etme stratejisi güttüğüdür. Çalışmanın amaçlarından biri de, 2004 yılında Ürdün Kralı Abdullah tarafından ortaya atılan ve daha sonra birçok uluslararası ilişkiler uzmanı ve stratejisyen tarafından temellendirilmeye çalışılan bu tezin, “İslâm Devrimi”nden itibaren İran’ın Suriye politikasında bir yer teşkil edip etmediğinin anlaşılmasıdır. Aynı şekilde, İran’ın kendisine yönelik “Şiî Hilali” oluşturma suçlamalarına mukabil, “Direniş Ekseni” söylemini geliştirmesinin temelleri incelenecektir. İran’ın önemli bir bölge devleti olarak Ortadoğu’da süreklilik ve değişim arzeden dış politika uygulamalarının, realist ve idealist bakış açılarından temel paradigmaları anlaşılmaya çalışılarak, Suriye özelinde İran’ın dış politikasını belirleyen etmenler tartışılacaktır. Anahtar Kelimeler: İran, Suriye, Şiî Hilali, Direniş Ekseni, İran Devrimi, “Esed Hanedanlığı”, Arap Baharı. ABSTRACT With its history equivalent to human history, Middle-East is a cradle of ancient civilizations, cultures and all the divine religions. In this regard, besides having advantages of such enormous richness, the region has to cope with burdensome costs of ancient clashes which is a natural consequence of this legacy. Thousands of years of interactions among all these religions, cultures, civilizations and ethnicities have caused ethno-cultural divisions to become much more fragile. Islamic Republic of Iran and Syrian Regime, containing heterodox peculiarities which are critical of religious, cultural and political structures long prevailing in the region, come politically close to each other especially after Hafez al-Assad’s coming to power in Syria and 1979 revolution in Iran. Besides two countries’ geopolitically and strategically integrated and complicated relations became a further subject. Syria-Iran regional alliance has become much more important especially after Iraq’s invasion in 2003 and Hezbollah’s becoming the main political actor in Lebanon after 2006 Israel war. In this respect the alliance has gone way beyond a bilateral relationship between two countries. Today, no local, regional and global political equilibria can be understood or constituted without taking this alliance into consideration. In this study, development of 35 years of Iran-Syria alliance and its reflections on the Arab Spring process will be introduced within a causative and historical background. At present, the most important hypothesis of this study is the argument about Iran’s intention to strategically dominate its region by forming a Shiite geopolitical zone in its neighborhood. A further object of this study is to understand whether this thesis, which was put forth by King Abdullah in 2004 and later on tried to be grounded by many experts and strategists of international relations, has a place in Iran’s post-revolution Syria policy or not. In the same vein, bases for the development of Iran’s rhetoric of “Axis of Resistance” in response to accusations of creating a “Shiite Crescent” will be investigated. Consistent and flexible foreign policy practices of Iran as an important regional state will be investigated while main paradigms that shape policies of Iran praticular to Syria will be discussed in detail through realist and idealist perspectives. Keywords: Iran, Syria, Shiite Crescent, Axis of Resistance, Iranian Revolution, Assad Dynasty, Arab Spring.