Pandemi Sürecinde Huzurevi Sakinlerinin Sağlık Durumlarının İzlenmesi
Tezin Türü: Tıpta Uzmanlık
Tezin Yürütüldüğü Kurum: Marmara Üniversitesi, Tıp Fakültesi, Dahili Tıp Bilimleri Bölümü, Türkiye
Tezin Onay Tarihi: 2022
Tezin Dili: Türkçe
Öğrenci: İSMAİL CEM ŞEKER
Danışman: Gülru Pemra Cöbek Ünalan
Açık Arşiv Koleksiyonu: AVESİS Açık Erişim Koleksiyonu
Özet:Pandemi Sürecinde Huzurevi Sakinlerinin Sağlık Durumlarının İzlenmesi Giriş: Huzurevinde kalan yaşlılar, normal toplumda yaşayan yaşlılara göre daha fazla komorbidite, kırılganlık ve engellilik durumuna sahip oldukları için daha yüksek mortalite oranıyla COVID-19 pandemisinden en kötü etkilenen popülasyon olmuştur. Çalışmanın amacı; huzurevi sakinlerinin 6 ay boyunca kırılganlık, engellilik, bağımlılık ve psikolojik durumlarının biyopsikososyal yaklaşım ile değerlendirilerek izlenmesi sonucunda bu süreçte pandemiden ne boyutlarda etkilendiğini saptamaktır. Yöntem: Retrospektif ve prospektif kohort tipindeki bu çalışmada Eğitim Aile Sağlığı Merkezlerimize bağlı huzurevlerinde yaşayan toplam 265 sakin, 3 ay arayla yapılan 3 vizit ile 6 ay boyunca izlendi. Sakinlerin sağlık durumlarının takibinde Elektronik Kırılganlık İndeksi (eFI), Barthel Günlük Yaşam Aktiviteleri İndeksi (BGYAİ), Modifiye Charlson Komorbidite İndeksi (MCKİ), Geriatrik Depresyon Ölçeği (GDÖ) kullanıldı. Sakinlerin tüm genel sağlık öyküleri ile COVID-19 enfeksiyonu, semptomları, tanı testleri, hastane yatışı, aşılama ve diğer akut enfeksiyonlar ve diğer aşılama öykülerinin sorgusu yapıldı. Mortalite ve COVID-19 geçirme durumlarının diğer bağımsız değişkenlerle olan ilişkisi sıklıklar, ki-kare, T-testi ve lojistik regresyon testleri ile analiz edilerek değerlendirildi. Bulgular: Katılımcıların yaş ortalaması 82.44±9.23 (min:50, max:99), %72.1'i kadın, %27.9'u erkek sakinlerden oluşmaktadır. Katılımcıların %64'ünde orta ve ağır kırılganlık, %83'ünde orta, ileri ve tam bağımlılık, %43'ünde depresyon bulguları saptanmıştır. İzlemin yapıldığı 6 aylık süreç içinde katılımcıların kırılganlık ve bağımlılık düzeyleri anlamlı olarak artış göstermiştir (p=0.000). Katılımcıların COVID-19 aşılanması açısından %95'i tam doz, %86'sı rapel dozu olmuş, %39.6'sında ise COVID-19 geçirme öyküsü bulunmaktadır. COVID-19 mortalite oranı %13.7 bulunmuştur. COVID-19 geçirme sıklığı; kırılgan olmayanlarda, günlük aktivitelerinde bağımsız olanlarda, depresif duygudurumunda olmayanlarda daha fazla bulunmuştur (p<0.05). COVID-19 nedenli hastane yatışlarının sıklığı; kırılganlarda, bağımlı ve engellilerde, depresif duygudurumunda olanlarda daha fazla bulunmuştur (p<0.05). 6 aylık süreçte en az bir defa COVID-19 dışı enfeksiyon geçirenlerin oranı %64'tür. Katılımcıların %18.1'inde mortalite gerçekleşmiş olup en sık neden kalp hastalıkları, sonrasında enfeksiyoz hastalıklar olarak saptanmıştır. Mortalite gelişen sakinlerin daha kırılgan, daha bağımlı, daha depresif ve daha yüksek MCKİ puanlarına sahip olduğu dolayısıyla mortalitenin 4 indeksle de anlamlı ilişkisi olduğu görülmüştür (p=0.000). Tartışma: Türkiye genelinde COVID-19 geçirme oranı %17.8, mortalite oranı %0.6, Amerika'daki huzurevleri genelinde COVID-19 geçirme oranları %78, mortalite oranı %15 olarak görülmektedir. Huzurevi popülasyonumuzda COVID-19 geçirme ve mortalite oranları Türkiye genel popülasyonundan yüksek, Amerika huzurevi popülasyonundan düşük saptanmıştır. Çalışmamızdaki huzurevi sakinleri arasında kırılganlık, bağımlılık ve depresyon sıklığı yüksektir. Bununla beraber çalışmamızda izlediğimiz huzurevlerinde yaşayanlar arasında COVID-19 geçirme sıklığı; kırılgan olmayanlarda, günlük aktivitelerinde bağımsız olanlarda, depresif duygu durumunda olmayanlarda anlamlı olarak daha yüksek bulunmuştur. Bu durum kırılganlığı az, depresif olmayan ve günlük yaşam aktiviteleri daha yüksek olan sakinlerin odalarından daha fazla çıkması, daha fazla insanla temas etmesi, COVID-19 bulaşma riskinin olduğu aktivitelere daha fazla katılması, böylelikle daha fazla COVID-19 geçirmesine; daha kırılgan ve yatağa bağımlı sakinlerin COVID-19'un kötü sonuçlarıyla daha fazla ilişkili olmasından dolayı belki de COVID-19'dan daha iyi korunmasına ve COVID-19'u daha az geçirmesine yol açtığı düşünülmüştür. Ancak beklendiği gibi kırılgan, bağımlı ve depresif sakinler COVID-19 ve COVID-19 dışı etkenlerden kırılganlık ve bağımlılıkların artışı, böylelikle hayat kalitelerinin düşmesi şeklinde etkilenmeleri fazla olmuştur. Huzurevi sakinlerinin COVID-19 geçirip geçirmemesi durumundan bağımsız şekilde genel durumlarında bütüncül bağlamda kötüleşme izlenmiştir. Sonuç: Yaşlanma kaçınılmaz bir süreç olmasına rağmen işlevsel düşüş ve bağımsızlık kaybı yaşlanmanın kaçınılmaz bir sonu değildir. COVID-19 pandemisi ve bundan sonra gelişebilecek olan pandemileri engellenemese de risk grubunda olan yaşlıların olabildiğince fiziksel, ruhsal ve bilişsel yönden kendine yetebilmesi, bağımsız olması, kırılgan olmayan/dinç yaşlı olabilmesi, hayat kalitesinin yükselmesi sağlanarak bu tarz ek streslere karşı daha güçlü bir popülasyon oluşturulabilir. Anahtar Kelimeler: COVID-19, Huzurevleri, Elektronik Kırılganlık İndeksi, Barthel Günlük Yaşam Aktiviteleri İndeksi, Geriatrik Depresyon Ölçeği, Modifiye Charlson Komorbidite İndeksi, Mortalite