Vekalet teorisi ve kaynak bağımlılığı teorisi bağlamında yönetim kurulu özelliklerinin finansal performansa etkisi: Halka açık gıda şirketleri üzerinde bir araştırma
Tezin Türü: Doktora
Tezin Yürütüldüğü Kurum: Marmara Üniversitesi, Sosyal Bilimler Enstitüsü, İşletme Anabilim Dalı, Türkiye
Tezin Onay Tarihi: 2017
Tezin Dili: Türkçe
Öğrenci: HAVA YAŞBAY KOBAL
Danışman: GÖKSEL ATAMAN BERK
Açık Arşiv Koleksiyonu: AVESİS Açık Erişim Koleksiyonu
Özet:Bu tez çalışması vekalet teorisi ve kaynak bağımlılığı teorisi çerçevesinde, halka açık gıda şirketlerinde, bir kurumsal yönetim mekanizması olarak yönetim kurulunun yapısal özellikleri (yönetim kurulu büyüklüğü, bağımsız üye sayısı, yönetim kurulunun iş ile ilgili çeşitliliği, CEO ikiliği) ve yönetim kurullarının rolleri arasındaki ilişkiyi saptamakta; bu ilişkinin vekalet ve kaynak bağımlılığı teorilerinin varsayımları ve finansal performans (ROA ve ROE) üzerindeki etkisini incelemektedir. Bunun için dokuz adet halka açık gıda şirketinde çalışan on bir üst düzey yönetici ile görüşmeler gerçekleştirilmiş, görüşme metinleri NVivo 8 nitel analiz programı ile analize tabi tutulmuştur. Araştırma sonuçları örneklemde yer alan şirketlerin çoğunluğunun aile şirketi olduğunu göstermektedir. Yöneticiler şirketlerinde herhangi türde bir vekalet problemi yaşamadıklarını, bunun yaşanmaması için de çok sayıda denetim önlemi aldıklarını; dolayısıyla da en önemli vekalet maliyeti kaleminin izleme maliyetleri olduğunu belirtmişlerdir. Kritik kaynak olarak hammadde ve finansal kaynak üzerinde durulduğu görülmektedir. Hammaddenin türünün şirketin içinde bulunduğu alt sektöre göre farklılaştığı da belirtilmelidir. Bağımlılık ile ilgili görüşler değerlendirildiğinde bağımlılığın daha çok yasal düzenlemeler açısından devlete karşı olduğu görülürken, ikinci sırada ise hammadde tedarikçilerine bağımlılık hissedildiği tespit edilmiştir. Fakat hammadde tedarikçilerine bağımlı hisseden şirket sayısı üçtür. Bunun en büyük nedeni, şirketlerin çok sayıda tedarikçi ile çalışıyor olmalarıdır. Örneklemde yer alan şirketlerin ortalama yönetim kurulu büyüklüğü yedidir. Dolayısıyla ideal bir yönetim kurulu büyüklüğü söz konusudur. Yönetim kurulu üyelerinin seçiminde en çok pay sahibi olmak, daha sonra ise deneyim sahibi olmak etkili olmuştur. Bu kriterin altında yatan neden, halka açık gıda şirketlerinin çoğunluğunun aile şirketi olmasıdır. Şirketlerin sadece iki tanesinde CEO ve yönetim kurulu başkanı aynı kişidir. Aile üyesi ve pay sahibi olmaları nedeniyle işleri tek elde yapma ve gücü elinde bulundurma isteği, CEO ikiliğini tercih etmelerinin nedeni olarak gösterilmiştir. CEO ve yönetim kurulu başkanı farklı kişiler olan diğer şirket yöneticileri de CEO'nun farklı kişi olmasına rağmen aile üyesi ya da pay sahibi olduğunu belirtmişlerdir. Vekalet teoirisinde CEO ve yönetim kurulu başkanının ayrı kişiler olması önerilmekteydi. Sonuçlar teorinin aksi gibi görünse de aslında gıda sektöründe CEO ve yönetim kurulu başkanı aynı kişi olsun ya da olmasın; vekalet problemlerinden kaçınma isteği aile şirketi yapısı mantığının hakim olması nedeniyle işleri ve gücü tek elde toplama isteğinin bir nedeni olarak gösterilebilir. Çoğunluğunun içeriden üyelerden oluştuğu -ki bu üyelerden genellikle aile üyeleri- yönetim kurullarının daha çok izleme rolünü üstlendiği saptanmıştır. Örneklemde yer alan şirketlerin bağımsız yönetim kurulu üye sayısının ortalama iki olduğu ve bu üyelerin daha çok kaynak temini rolünü yerine getirdikleri görülmüştür. Bunu da daha çok farklı bakış açısı sağlamak ve yararlı sosyal ilişkiler ağına sahip olmak şeklinde yerine getirmektedirler. Yönetim kurulu üyelerinin mesleklerine bakıldığında farklı meslek gruplarına (yönetici, akademisyen, finans uzmanı, muhasebeci, mühendis, polis, gazeteci) mensup üyelerin birarada olduğu görülmektedir. Dolayısıyla çeşitli mesleki arkaplanlara sahip olan yöneticilerin şirkete farklı bakış açıları ile katkı sağlamaları olağandır. Diğer taraftan bağımsız yönetim kurulu üyelerinin sahip oldukları ilişkiler ağı ile çeşitli örgütler ile bağlantı kurmaya yardımcı oldukları görülmektedir. Yönetim kurulunun yapısal özelliklerinin finansal performans ile ilişkisi değerlendirildiğinde, halka açık gıda şirketlerinde tek başına bu özelliklerin finansal performans ile ilişkisi olabileceğini gösteren bir kanıta rastlanmamıştır. Örneklemde yeralan şirketlerin dört tanesinin genel anlamda zarar ettikleri de gözönünde buşundurulduğunda finansal performas değişkenleri olarak seçtiğimiz ROA ve ROE değerleri açısından bir değerlendirme yapmak mümkün olmamıştır. Şirketlerin genelinin finansal performans durumlarının kötü seyretmesinde analize dahil edilen on yıl içinde, Türkiye'nin ekonomik ve siyasi durumunun etkisi de gözönünde bulundurarak; daha sağlıklı sonuçlar ortaya koyabilmek için daha fazla şirketi ve 2006 yılı öncesine ait finansal verileri kapsayan araştırmalara ihtiyaç duyulmaktadır. Anahtar Kelimeler: Vekalet Teorisi, Kaynak Bağımlılığı Teorisi, Yönetim Kurulu, Kurumsal Yönetim