Tezin Türü: Doktora
Tezin Yürütüldüğü Kurum: Marmara Üniversitesi, Sosyal Bilimler Enstitüsü, Temel İslam Bilimleri Anabilim Dalı, Türkiye
Tezin Onay Tarihi: 2024
Tezin Dili: Türkçe
Öğrenci: MERVE PALANCİ
Danışman: Muhammed Coşkun
Açık Arşiv Koleksiyonu: AVESİS Açık Erişim Koleksiyonu
Özet:Bu çalışmada dil üstü iletişim biçimini imleyen vaḥy kelimesi ile; vahyin kaynağı ve dile dayalı tezahürü konumundaki kitāb kelimesinin Kur'ân yorumunda oluşturduğu ikilik konu edilmiştir. Çalışmada işlevsel kabul edilen veriler dil ve tarih verileri olmak üzere iki gruptur. İlk bölümünde kelimenin diakronik analizi Cahiliye şiirinde aynı leksemi taşıyan beyitlerden yola çıkılarak yapılmıştır. Ardından kelimenin Kur'ân'ın metin içi bağlamındaki dağılımı senkronik analiz metoduyla ve kronolojisi uyarınca ele alınmıştır. Buna göre 2.Mekkî ve 3.Mekkî dönemler kelimenin Kur'ân'ın dil dizgesinde en çok karşılaşıldığı periyodlardır. Kelimenin Cahiliye'deki kullanımı ile Kur'ân'daki karşılığı arasında bir süreklilik ilişkisi olduğu söylenebilir. Vaḥy kelimesinin Kur'ân'ın metin içi bağlamdaki kullanımı vahyin öz-niteliğine işaret eder tarzdadır. Vahyetme edimi ile vahyin içeriğinin, vahyin alıcısını bir eyleme yöneltmeleri bakımından eşdeğer olduğu tespit edilmiştir. Böylelikle dil üstü iletişimi anlatan vahyin dile dayalı tezahürü Kur'ân'ın ḳavl nitelemesi, vahyi söz-edim olarak değerlendirilmeye elverişli kılmaktadır. Yorum sürecinde kelimenin semantiğinde hasıl olan anlam değişimleri Kur'ân'ın dilselliğiyle ilişkilendirilen kitāb, nüzûl, ḳavl kavramlarının oluşturduğu semantik ağ merkezinde, tefsir eserleri çerçevesinde incelenmiştir. Kur'ân'ın aşkın kaynağı itibariyle el- kitāb ile ilişkisi, yorumcunun tarihsel ufkunda Kur'ân ile el- kitab'ın çoğunlukla aynı entiteler olarak algılandığını gösterir. Bu doğrultuda Kur'ân'ın nüzûl şeklini anlatan leksemlerin yorum sürecinde Kur'ân'ın muhtevasıyla ilişkilendirildiği tespit edilmiştir. Bu ise yorumda otorite dönüşümünün sözlü gelenekten yazılı geleneğe evrildiğini ima etmektedir. İkinci bölümde vahyin gelenek içerisinde alımlanma biçimi, vahyin dilselliğine dair rivayetler ekseninde incelenmiştir. Bu bölümde gelenek, ilk bölümde yer verilen yorum faaliyetlerine veri sağlaması bakımından anlamın vuku bulduğu zemin olarak kurgulanmıştır. İlk bölümde tespit edilen vahiy-dil ilişkisine dair yorumların yapısökümü kelimenin söz yahut ses ile ilişkilendirildiği rivayetler uyarınca yapılmıştır. Buna göre vahyin kategorileşmesine sahabe neslinde rastlanır. Ancak bu dönemde vahiy göndericisine göre tanımlanmıştır. Takip eden dönemlerde ise alıcısına göre vahiy tanımlarına ve vaḥy- ʾilhām ilham ayrımına rastlanır. Son bölümde kelâm geleneği içerisinde vahiy-dil ilişkisi ele alınmıştır. Kur'ân'ın kitābullāh ve kelāmullāh olarak görülmesi yorumcuları Kur'ân'ın dil dizgesinde yer alan muhtelif lafızların manâya ve kasta, dolayısıyla da murādullah'a delaletine dair çıkarımlar yapmaya yöneltmiştir. Bu doğrultuda kelâmın sahibi ve mütekellim olarak Allah'ın muhtelif lafızlarda irade ettiği mananın sınırları, bizâtihi Kur'ân lafızlarının manaya delalet derecelerindeki farklılık gözetilerek ele alınmıştır. İlâhi kelâmın murādullah'a delaletinde pek çok dilsel etkenden söz edilmişse de, bu bölümde mütekellim ulemanın kaleme aldığı fıkıh usulü eserlerinde lafzın anlaşılırlığını ve mütekellim ile ilişkisini ilgilendiren bahisler ele alınmıştır. Buna göre anlamın zihinsel yönünü vurgulayan Eş'arî ekole göre anlam mütekelliminin zatındadır. Mu'tezile ise dizgeci kelâm tanımı sebebiyle Selefî geleneğin literalizmine yakınlaşmıştır. Ancak bu ekolde anlam, sözün kendisi ve mütekelliminin kastıyla ortaklaşa vücuda gelen bir olgu şeklinde tebârüz eder.