Yenidoğan yoğun bakım ünitesinde izlenen yenidoğanların karbapenem dirençli gram negatif mikroorganizmalar ile kolonize olmasındaki risk faktörlerinin incelenmesi
Tezin Türü: Tıpta Uzmanlık
Tezin Yürütüldüğü Kurum: Marmara Üniversitesi, Tıp Fakültesi, Dahili Tıp Bilimleri Bölümü, Türkiye
Tezin Onay Tarihi: 2021
Tezin Dili: Türkçe
Öğrenci: İLKSEN YALÇINOĞLU
Danışman: Aslı Memişoğlu
Açık Arşiv Koleksiyonu: AVESİS Açık Erişim Koleksiyonu
Özet:Giriş ve Amaç: Küresel bir halk sağlığı sorunu olan çoklu ilaç dirençli Gram negatif bakterilerin (ÇİDGNB) önemli bir kısmında karbapenem direnci mevcuttur. Dirençli bakterilere karşı kullanılan antibiyotiklerin sınırlı olması nedeniyle, bu bakterilerle sağlık hizmeti ilişkili enfeksiyon gelişimini önlemede, rektal kolonizasyon taraması ile kolonize hastaların kohortlanarak ünite içinde bulaş riski azaltılmaya çalışılmaktadır. Ancak yenidoğan bebeklerde karbapenem dirençli Gram negatif bakteriler (KDGNB) ile rektal kolonizasyona neden olabilecek faktörler hakkında yeterli bilgi bulunmamaktadır. Çalışmamızda yenidoğan yoğun bakım ünitesinde izlenen hassas yenidoğan popülasyonunun KDGNB ile gastrointestinal kolonizasyonunu etkileyebilecek faktörler araştırılmıştır. Gereç ve Yöntem: Marmara Üniversitesi Yenidoğan Yoğun Bakım Ünitesi' nde (YYBÜ) 1 Ocak 2017-31 Aralık 2019 tarihleri arasında izlenmiş KDGNB' le rektal kolonize 112 yenidoğan bebek "çalışma grubu" olarak ve aynı dönemde YYBÜ' nde izlenmiş ve benzer gebelik haftasında doğmuş KDGNB ile rektal kolonize olmayan 113 yenidoğan bebek "kontrol grubu" olarak çalışmaya alındı. Çalışma ve kontrol gruplarındaki bebeklerin; doğumdaki gebelik haftaları, doğum ağırlıkları, doğum şekilleri, entübasyon durumları, mekanik ventilasyon alımları ve süreleri, kateterizasyon gibi invaziv işlemlere maruziyetleri ve süreleri, perinatal hipoksi, mekonyum aspirasyon sendromu (MAS), bronkopulmoner displazi (BPD) gelişimi, pnömoni, sepsis, intraventriküler kanama (İVK), prematüre retinopatisi (ROP), nekrotizan enterokolit (NEK) gibi eşlik eden hastalıkları, orogastrik sonda kullanımı, beslenme şekilleri ve süreleri, antibiyotik kullanımları ve süreleri, mikrobiyolojik üreme bilgileri kaydedildi. Bulgular: Üç yıl boyunca hastanemizin YYBÜ' ne yatan hastaların %13,3' ü KDGNB ile rektal kolonize oldu. Kolonize hastaların hastanede yatış süresi (ortanca 21,5 gün; IQR=9,3-74 gün) kolonize olmayan hastaların yatış süresinden (ortanca 7 gün; IQR=3-19 gün) daha fazlaydı. İlk saptanan rektal kolonizasyon etkenlerinden en sık görülen Pseudomonas aeruginosa idi. Farklı bir suşla tekrar kolonize olunduğunda ise en sık rastlanan etken Acinetobacter baumannii olarak görüldü. Karbapenem dirençli Gram negatif bakterilerle rektal kolonize olan hastalarda; erkek cinsiyete sahip olmak, doğumda entübasyon öyküsünün olması, perinatal hipoksi gelişimi, multidoz surfaktan verilmesi, kolostomi ve/veya penröz diren uygulanmış olması, intraventriküler kanama (İVK) geçirmesi, bronkopulmoner displazi (BPD) gelişimi, pulmoner kanama öyküsünün olması, yedi günden uzun süreli noninvaziv ve invaziv ventilasyon tedavisi alması, nemlendirilmiş ısıtılmış yüksek akım kanül (Heated humidified high flow nasal cannula: HHHFNC) tedavisi alması, santral ve umbilikal kateter kullanılmış olması ve kullanım süreleri, mesane sondası kullanımı, kan ve/veya kan ürünü trasfüzyonu yapılması, yedi günden uzun süreli total parenteral beslenme (Total parenteral nutrisyon: TPN) tedavisi alması, orogastrik sonda kullanımı, antibiyotik kullanımı ve süresinin uzunluğu anlamlı olarak daha fazla saptandı. Anne sütü kullanımı, rektal kolonize olmayan hastalardan daha az; formula kullanımı ise daha fazlaydı (p<0,001). Kolonize olan hastaların tam enteral beslenmeye geçiş süreleri daha uzundu (p<0,001). Çok değişkenli analiz yapıldığında; orogastrik sonda kullanımının (OR=4,72), erkek cinsiyetin (OR=2,08), kolonizasyon öncesi antibiyotik almış olmanın (OR=2,44), kolostomi ve/veya penröz diren uygulanmış olmasının (OR=4,2) kolonizasyon riskini anlamlı arttırdığı saptandı. Çalışma grubunda pnömoni (p=0,011), ventilatör ilişkili pnömoni (VİP) (p=0,035), erken ve geç sepsis (p=0,003; p=0,028), kanıtlı ve klinik sepsis (p=0,041; p=0,010) ve konjonktivit (p=0,013) gibi sağlık hizmeti ilişkili enfeksiyonlar, kontrol grubuna göre anlamlı olarak daha fazla görüldü. Hem Gram pozitif hem Gram negatif bakterilerle enfeksiyon varlığı, KDGNB ile rektal kolonizasyon grubunda (%32,1; %29,4) kontrol grubuna göre (%4,4; %9,7) anlamlı olarak daha fazla bulundu (p<0,001). Sonuç: Karbapenem dirençli Gram negatif bakterilerle enfeksiyonlar, tedavi seçeneklerinin kısıtlılığı ve morbidite ile mortalitelerinin yüksekliği nedeniyle çok önemlidir. Yenidoğan bebeklerde enfeksiyondan korunmak için en önemli predispozan faktörlerden biri olan kolonizasyonun önlenmesi, bu kritik enfeksiyonların gelişiminin ve yayılmasının kontrol altına alınmasını sağlayacaktır. Çalışmamızda yenidoğan bebeklerde KDGNB ile rektal kolonizasyon için anlamlı risk faktörü oldukları saptanan orogastrik sonda kullanımının, kolonizasyon öncesi antibiyotik kullanımının, kolostomi ve/veya penröz diren uygulamalarının azaltılabilmesi bu riskli bakterilerin kolonizasyonunu ve yayılımını önleyebileceği sonucuna varılmıştır.