Sesini ver bana: Türk sinemasında seslendirme


Tezin Türü: Yüksek Lisans

Tezin Yürütüldüğü Kurum: Marmara Üniversitesi, Güzel Sanatlar Enstitüsü, Film Tasarımı Anasanat Dalı, Türkiye

Tezin Onay Tarihi: 2003

Tezin Dili: Türkçe

Öğrenci: ŞEYDA PEHLİVAN

Danışman: SEMİR ASLANYÜREK

Açık Arşiv Koleksiyonu: AVESİS Açık Erişim Koleksiyonu

Özet:

Dünya' da sinemanın keşfinden itibaren Türkiye'ye sinemanın gelişi ve bilinen başlangıç tarihi ile de 14 Kasım 1914'deki "Ayastefanos'taki Rus Abidesinin Yıkılışı" ile günümüze gelene kadar birçok dönemden geçmiştir. Türk Sineması, Türk Sinema Tarihine bakıldığında, İlk Dönem, Tiyatrocular Dönemi (Muhsin Ertuğral Sineması da denebilir.) Geçiş Dönemi ve Sinemacılar Dönemi diye dönemlerden geçtiğini ve günümüze geldiğini görebiliriz. Bu dönemlerden geçerken Türk Sineması'nda 1939'lu yıllara gelene kadar olması gerektiği gibi, sesli filmler çekiliyor, dünya standartlarından çok da farklı olmayacak teknik araç ve gereçlerle çalışılıyordu. Fakat, daha kısa sürede, daha fazla ve daha masrafsız filmler üretebilmek düşüncesi ile 1939'lu yıllardan itibaren filmler sessiz çekilip daha sonra bir seslendirme sanatçısı tarafından seslendirilmekte, yani dublaj yapılmakta idi. Günümüze kadar bu böyle süregeldi ve hala Türk Filmleri, hepsi olmasa da çoğu bu şekilde sonradan seslendirme yapılarak çekilmektedir. Bu durum, evet belki daha kısa sürede, daha az masraflı ve daha kolay film çekilmesini sağlasa da Türk Sinemasının gelişimini engellemekte ve herşey bir yana çekilen o filmden sessiz çekildiği için bir çok özellik yitip gitmekte, filmin asıl atmosferinden koparılıp, tamamen dışarıdan seslendirilerek değerinden çok şeyi alıp götürmektedir. Dublaj mutlaka bu işi çok iyi yapan seslendirme yönetmeni ve işinde uzman, (ses tonu, vurguları v.s. açısından da) dublaj sanatçıları tarafından yapılmaktadır. Ki tanıdığımız en ünlü dublaj sanatçılarından, Ferdi Tayfur ve Adalet Cimcöz, ivhemen hemen seyrettiğimiz Eski Türk Filmlerinden çoğunu seslendirmiş ve bu seslendirme işlemini başarıyla gerçekleştirmişlerdir. Tanıdığımız bütün sinema oyuncularını veya yabancı film oyuncularını dahi onların sesleri ile tanımışızdır. Ancak, bu büyük bir basan olsa dahi dublajın, Türk Sinemasına katkısı vardır denemez. Sinemacıların kolaya kaçarak, filmleri sessiz çekip, daha sonradan seslendirme yapmaları Türk Sinemasına çok şey kaybettirmiştir. Biz genç sinemacılara düşen göre Türk Sinemasını geliştirerek ileriye taşıyabilmek, varolan potansiyeli yönlendirebilmektir.