Türkiye Büyük Millet Meclisi'nde "Hasım imgesi" (1920-1980): Tarihsel önyargılar, kategorizasyonlar ve stereotipler


Tezin Türü: Doktora

Tezin Yürütüldüğü Kurum: Marmara Üniversitesi, Sosyal Bilimler Enstitüsü, Siyaset Bilimi ve Uluslararası İlişkiler Anabilim Dalı, Türkiye

Tezin Onay Tarihi: 2023

Tezin Dili: Türkçe

Öğrenci: MELİH NADİ TUTAN

Danışman: Nurşen Gürboğa

Açık Arşiv Koleksiyonu: AVESİS Açık Erişim Koleksiyonu

Özet:

Siyasal realist argümanlara göre dahi, iyi işleyen bir demokrasi, aralarında siyasal konulara yönelik anlaşmazlıklar bulunsa bile birbirlerinin meşruiyetlerini tanıyan siyasal gruplara gereksinim duyar. Diğer bir deyişle, anlaşmazlık konusunun içeriğinden bağımsız olarak, hasımlar diğerlerinin ontolojik varlığını kabul ettikleri sürece demokratik rejim konsolide olur. Bu çalışma, toplumsal kimlikleri arasındaki antagonizmalar ve muhtemel kazanç ve kayıpları nedeniyle, Türkiye'de demokrasinin konsolidasyonu önündeki en önemli engellerden birinin Türk siyasal elitlerinin dış-grupları gayrimeşru görmeye meyilli olması olduğunu öne sürmektedir. Kısaca, Türk siyasetinde algılanan hasımlık, her daim, meşru siyasal hasmı gayrimeşru bir düşmana dönüştürme potansiyeli taşıyan antagonistik içerenlere sahiptir. Bu çalışmada da sosyal psikoloji ve siyaset psikolojisinin konseptlerinden ilham alınarak, Türk siyasetine içkin olan antagonistik özelliklerin açığa çıkarılması ve siyasal gruplar arasında algılanan hasımlık ya da düşmanlığın aydınlatılması hedeflenmektedir. Bu hedef doğrultusunda, Türkiye Büyük Millet Meclisi'nde 1920'den 1980'e kadar belli yıllardaki bütçe görüşmeleri nitel ve yorumsamacı içerik analiziyle analiz edilmiştir. Çalışmanın sonunda, gayrimeşru hasım algılamasının arkasında yatan en önemli motivasyonlardan birinin, Türk parlamentosunda bulunan siyasal grupların, aldatıcılık başta olmak üzere, birbirlerini stereotipsel içeriklerle ve tarihsel unsurlarla inşa edilmiş önyargılarla algılamaları olduğu sonucuna varılmıştır. Aynı zamanda, Türk siyasal elitleri, sosyal rekabetleri siyasal gruplar arasındaki düşmanlığın gerek ve yeter şartları haline büründürecek şekilde, çoğunlukla değerlere ilişkin konular üzerinde rekabet yürütmektedirler. Son olarak, aldatıcılık, Türk siyasetinde dış-gruplara dair en önde gelen stereotipsel algılama olarak kalırken; iktidar, muhalefeti aşırı, bozguncu ve kötümser bir grup olarak görmekte, muhalefet ise partizan, zayıf ama baskıcı bir iktidar düşüncesini taşımaktadır.