Kambiyo senetlerinde aval


Tezin Türü: Doktora

Tezin Yürütüldüğü Kurum: Marmara Üniversitesi, Sosyal Bilimler Enstitüsü, Özel Hukuk Anabilim Dalı, Türkiye

Tezin Onay Tarihi: 2022

Tezin Dili: Türkçe

Öğrenci: EMRAH DELİCE

Danışman: Birgül Sopacı Öztuna

Açık Arşiv Koleksiyonu: AVESİS Açık Erişim Koleksiyonu

Özet:

Aval, şahsi teminat yapısıyla yalnızca kambiyo senetlerinde mümkün olabilen kambiyo taahhüdüdür. TTK m. 700-702 arasında temel düzenlemelerinden bahsedilen aval, maddi olarak bağımsız ve şekli olarak aval verilenin taahhüdüyle ilişkili bir özelliğe sahiptir. Kefalet sözleşmeleriyle arasındaki en büyük farklılık; kefalette öncelikle esas borçlu olan kişiye başvurmak gerekirken, aval verenin aval verdiği kişi gibi ve onunla aynı derecede müteselsil olarak sorumlulu olması esastır. Avalin zorunlu unsurlarına uyarak hareket edilmesi, aval veren kişi ve ayrıca temsilci açısından avalin düzgün hüküm ve sonuç doğurmasına hizmet edecektir. Bu kapsamda imzanın elle atılması ve avalin kayıtsız ve şartsız olması gerekir. Senedin ön yüzünde açıklama yapılmadan atılan imza düzenleyen ve muhatabın imzaları haricinde aval kapsamında değerlendirilir. Senedin arkasında açıklama yapmadan atılan tek imza ise beyaz ciro olarak değerlendirilirken, bu imza sahibinin de bazı hukuki yükümlülükleri ortaya çıkmaktadır. Avalin kimin lehine verildiğinin belirtilmemesi halinde, TTK m. 701/4 gereği düzenleyen lehine verildiği kabul edilir. Bu noktada kabul eden muhatabın bulunduğu poliçelerde muhatap lehine aval verilmiş sayılma doğrultusunda kanuni değişiklik önerisi getirilmiştir. TTK m. 702/1 gereğince aval veren kimin lehine aval vermişse onun gibi sorumlu olur. Bu özelliği birçok açıdan aval verenleri farklılaştırmaktadır. Aval verilenin bulunduğu konuma göre aval verenler farklı sorumluluk yapısı yüklemektedir. Yapmış olduğumuz araştırmalar bize özellikle def'iler hususunda tek başına TTK m. 702/2'den faydalanılmaması gerektiğini göstermiştir. TTK m. 702/1'in etkin olduğu durumlarda aval verenin bazı def'ileri ileri sürülebilmesi doğrultusunda fikir edinmeye yöneltmiştir. Bu kapsamda tahrifat def'isinin, aval verilenden bağımsız olarak, bizzat aval verenin bir hak olarak ileri sürebilmesi mümkün görülmüştür.