Kıraat ilminde şâzzın anlamsal seyri


Tezin Türü: Doktora

Tezin Yürütüldüğü Kurum: Marmara Üniversitesi, Sosyal Bilimler Enstitüsü, Temel İslam Bilimleri Anabilim Dalı, Türkiye

Tezin Onay Tarihi: 2025

Tezin Dili: Türkçe

Öğrenci: MELEK BULUT

Danışman: Muhammet Abay

Açık Arşiv Koleksiyonu: AVESİS Açık Erişim Koleksiyonu

Özet:

Kıraat disiplininde icmâ edilen sahih kıraatlerin karşıt kutbunda konumlandırılan şâz, geniş bir yelpazede kullanılan ve tanımı hususunda farklılıklar bulunan bir terimdir. Bu farklılıklar şâzzın mahiyeti, sınırları ve kıraat kategorileri içindeki konumu hakkında zamanla belirsizliklere sebep olmuştur. Bu nedenle şâzzın kıraat ilmindeki tanım ve tasnifinin tespiti hem bu belirsizliklerin giderilmesi hem de Kur'an olarak okunması sahih olan kıraatler ile şâz kıraatler arasındaki ayrımın netleştirilmesi açısından önem taşımaktadır. Bu açıdan araştırmanın amacı şâzzın kıraat literatüründeki mefhum ve misdâkını (uygulamalarını) ortaya koymak olarak belirlenmiştir. Bu bağlamda kavramın farklı tanım ve tasniflerinin literatürde gerçek manada terminolojik bir karmaşaya yol açıp açmadığı, şâz olarak değerlendirilen bazı kıraat vecihlerinin içerdiği özellikler bakımından sahih kıraat kategorisine dâhil edilebilir olup olmadığı sorunsallaştırılmıştır. Çalışma klasik dönem literatürü ile modern akademik kaynakları bir araya getiren kapsamlı bir taramaya dayanmaktadır. Bu çerçevede hem geleneksel ilmî birikim hem de güncel araştırmalar bütüncül ve mukayeseli bir perspektifle analiz edilmiştir. Araştırmada öncelikle şâz kavramının etimolojik ve semantik çözümlemesi yapılmış, ardından sahih kıraatlerle karşılaştırmalı bir yöntem izlenerek kavramın sistematik sınırları belirlenmiştir. Bu süreçte İbn Cinnî'nin el-Muhteseb adlı eseri özelinde yapılan analiz, kavramın uygulamadaki yansımalarını tespit etmeye imkân tanımıştır. Ayrıca şâzzın kıraat ve hadis ilimlerindeki kullanım biçimleri mukayeseli olarak incelenmiş ve iki disiplin arasındaki anlam farklılıkları tahlil edilmiştir. Bu yaklaşım araştırmanın özgün yönlerinden biri olup şâz kavramına dair literatürdeki boşlukları giderecek niteliktedir. Araştırmada şu bulgulara ulaşılmıştır: Şâz ilk dönemlerden itibaren genel kabulün dışında kalan ve yaygın bir şekilde nakledilmeyen kıraat anlamında sabit bir mefhumu korumuştur. Ancak bu mefhumun misdâkı dönemsel ve ilmî faktörlere bağlı olarak sınırlı ölçüde değişkenlik göstermiştir. Farklı disiplinlerden gelen alimlerin şâz kıraatleri tespit ederken ortak bir metodolojik zeminde buluştukları, nihai ölçüt olarak icmâ ve yaygın nakli esas aldıkları belirlenmiştir. Hadis ve kıraat ilimlerinde sahih-şâz tanımlarının belirli ortak paydalar taşıdığı; ancak kriterler, anlam çeşitliliği, tasnif ve hüküm bakımından dikkate değer farklılıklar içerdiği görülmüştür. Ayrıca İbnu'l-Cezerî'nin geliştirdiği sistemin erken dönem alimlerinin yaklaşımlarını kurumsallaştırarak kıraat ilmindeki tarihsel sürekliliği pekiştirdiği görülmüştür. Sonuç olarak şâzzın tarihsel süreçte temel anlamını koruyarak mefhum düzeyinde süreklilik arz ettiği, ancak uygulamada alimlerin ilmî birikimleri ve bölgesel şartlara bağlı olarak sınırlı ölçüde esneklik gösterdiği belirlenmiştir.