Bir MTPE Çıktısında Edebî Algının İzini Sürmek: Mavi Şato (1926/2023) Örneği
MU-ICASTIS 2026 - III. Uluslararası Akademik Çeviribilim Çalışmaları Kongresi, İstanbul, Türkiye, 30 Eylül - 02 Ekim 2026, ss.114, (Özet Bildiri)
- Yayın Türü: Bildiri / Özet Bildiri
- Basıldığı Şehir: İstanbul
- Basıldığı Ülke: Türkiye
- Sayfa Sayıları: ss.114
- Marmara Üniversitesi Adresli: Evet
Özet
Edebî çeviri, uzun süre insan çevirmenin yaratıcılığı, sezgisi ve üslup kurma becerisiyle tanımlanan bir alan olarak görülmüştür. Buna karşın son yıllarda makine çevirisi çıktılarının insan müdahalesiyle düzenlendiği makine çevirisi sonrası düzeltme (MTPE) süreçleri, insan çevirmen ve teknoloji arasındaki bu yerleşik ayrımı yeniden tartışmaya açmaktadır. Özellikle telif eserlerde MTPE uygulamaları, yalnızca çeviri kalitesi açısından değil, aynı zamanda okur alımlaması, çevirmen emeğinin görünürlüğü ve yayıncılık pratikleri bağlamında da dikkat çekici sonuçlar doğurmaktadır. Bu çalışma, Türkiye’de Dedalus Kitap tarafından 2023 yılında yayımlanan ve dijital platformlardaki tartışmalar sonucunda makine çevirisi çıktısı olduğu anlaşılan romanlar arasından Mavi Şato (The Blue Castle) (1926/2023) örneğini ele almaktadır. Yayınevi, sosyal medya hesaplarından yaptığı açıklamada çevirilerin bir düzeltme sürecinden geçirilerek okurla buluşturulduğunu ifade ederken okurlar bu kitapları sıklıkla “akıcı”, “doğal” ve “sürükleyici” olarak değerlendirmiştir. Dolayısıyla, Lucy M. Montgomery’nin zengin çevresel betimlemeleriyle öne çıkan ve bir MTPE çıktısı olarak Türkçeye sunulan Mavi Şato, makine çevirisi sonrası insan müdahalesinin edebî algıyı hangi metinsel düzeylerde şekillendirdiğini analiz etmek için uygun bir vaka sunmaktadır. Romanın pastoral betimlemelerine odaklanan bu araştırma, çevresel ve duyusal öğelerin hedef metinde korunup korunmadığını; başka bir ifadeyle erek okurun kaynak okurla benzer bir manzara deneyimi yaşayıp yaşamadığını sorgulamaktadır. Bu doğrultuda, amaçlı örnekleme yöntemiyle seçilen ve Lake Mistawis çevresine odaklanan betimleyici kesitler, karma yöntemli bir yaklaşımla analiz edilmiştir. Bulgular, romandaki çevresel ve duyusal söz varlığının büyük ölçüde korunduğunu, buna karşın yapısal düzeyde ve üslup düzeyinde uygulanan yerlileştirme stratejilerinin metni Türkçede daha akıcı ve doğal kıldığını göstermektedir. Bu durum, okurlar tarafından algılanan akıcılığın sözcüksel sadakat ile yapısal dönüşümün birleşimiyle üretildiğini ortaya koymaktadır. Sonuç olarak çalışma, MTPE’nin belirli edebî metin türlerinde okur açısından kabul edilebilir ve akıcı ürünler yaratabildiğini, ancak bu başarının insan çevirmenin yaratıcı ve etik rolünü ortadan kaldırmadığını göstermektedir. Aksine, MTPE bağlamı, insan müdahalesini çevirinin başlangıcından çok sonrasına taşıyarak çevirmenlik, editörlük, yazarlık, şeffaflık ve sorumluluk sınırlarını yeniden tanımlamaktadır.