Ankara Üniversitesi Hukuk Fakültesi Dergisi, cilt.74, sa.4, ss.2149-2195, 2025 (TRDizin)
Türk insan hakları yazınımızda, Karel Vasak’ın kuşaklar sınıflandırması gibi oldukça tartışmalı birtakım Batı kökenli yaklaşımlar neredeyse aksiyomatik bir statüye sahiptir. Bu yaklaşımlar, medeni ve siyasal hakları sosyal ve ekonomik haklardan tarihsel olarak önceleyerek haklar arasında yapay bir hiyerarşi yaratmakta, daha da önemlisi insan haklarının Batılı deneyimleri evrenselleştirirken Batı dışı deneyimleri dışlamaktadır. 1791-1804 Haiti Devrimi, bu yaklaşımı eleştirel bir süzgeçten geçirmek için güçlü ve çarpıcı bir tarihsel örnektir. Dünyanın ilk başarılı köle devrimi olan Haiti Devrimi, toprak reformu, çalışma koşullarına ilişkin güvenceler ve eğitime erişim gibi ekonomik ve sosyal hakların medeni ve siyasal haklarla eş zamanlı olarak talep edildiği bir süreçtir. Ancak bu devrim Batı kaynaklı bilimsel literatürde büyük ölçüde ihmal edilmiştir. Bu ihmal tek örnek değildir. Aksine, Batı dışı bilimsel yaklaşımların ve epistemolojilerin bastırıldığı daha geniş ve yapısal bir sorunun parçasıdır. Makale, Vasak’ın sınıflandırmasına alternatif teorilere, insan haklarının gelişim ve geleceklerine dair Batı dışı yaklaşımlara ve düşünürlere (Sen, Nussbaum, Rajagopal, Baxi) dair bir giriş sunmaktadır. Bu doğrultuda Türk yazınını Batı dışı yaklaşımların da dikkate alındığı eleştirel ve çoğulcu bir süzgeç geliştirmeye davet etmektedir.
Certain controversial Western frameworks (most notably Karel Vasak’s generational classification) have been taken as self-evident truths in Turkish human rights scholarship. These approaches construct an artificial hierarchy by portraying civil and political rights as historically prior to economic and social rights. More critically, they universalize Western experiences while sidelining those from the Global South. The Haitian Revolution (1791–1804), the world’s first successful slave revolution, provides a compelling counterexample. In Haiti, demands for land reform, labor protections, and access to education emerged alongside calls for civil and political freedoms, challenging the idea of a linear evolution of rights. Yet this revolution has been largely overlooked in the Western academic literature. This omission is not accidental, but symptomatic of a broader structural tendency to suppress non- Western epistemologies. The article introduces alternative theories that move beyond Vasak’s framework and highlights overlooked perspectives on the origins and trajectories of human rights. It calls for a more critical and pluralistic approach in Turkish human rights discourse: one that takes non- Western experiences and schools of thought more seriously.