Mehmet Akif Ersoy’un Şiirlerinin Drama Yöntemiyle Öğretimi


Babacan M.

IV. YILDIZ SOSYAL BİLİMLER KONGRESİ, İstanbul, Türkiye, 21 - 22 Aralık 2017, cilt.1, sa.2, ss.543-560

  • Yayın Türü: Bildiri / Özet Bildiri
  • Cilt numarası: 1
  • Basıldığı Şehir: İstanbul
  • Basıldığı Ülke: Türkiye
  • Sayfa Sayıları: ss.543-560

Özet

Türkçe öğretiminde geleneksel uygulamalar yerine, çağdaş öğretim yaklaşımlarından, yöntem ve tekniklerinden yararlanılması gerekir. Türkçe dersinde, birden çok yöntem, teknik ve öğretim anlayışının olanaklarından yararlanılarak bütünleştirilmiş bir öğrenme-öğretme yaklaşımına ulaşılmalıdır. Derste öğrencinin merak duygusunu harekete geçirecek, derse olan ilgisini arttıracak, kendini ifade etmesine olanak sağlayacak, katılımcı ve etkin bir öğrenci profili oluşturacak yöntemlere, en önemlisi de öğrenciyi derste ve etkinliklerde merkeze alan bir yaklaşıma ihtiyaç vardır. Bu açıdan baktığımızda öğrenme sürecinde öğreneni merkeze alan bilgi yerine beceri ve davranış kazandırmayı hedefleyen yöntemlerden biri de dramadır. Çağın gereklerine uyan ve birçok disiplinle ilişki halindeki drama yöntemi son zamanlarda eğitim sistemimiz içerisinde daha fazla tercih edilmeye başlanmıştır

Drama etkinlikleri oluşturmada şiir, öykü, masal, efsane, anı gibi edebî türlerden yararlanmak mümkündür. Lirik şiirlerin canlandırılması zor olsa da manzum hikâyeler drama etkinliklerine elverişli metinlerdir. Öykü ve masallar ise, anlatmaya dayalı ve olay eksenli metinler oldukları için drama etkinliklerinde rahatlıkla kullanılabilir ve canlandırılabilirler.

Olayların, insanların, cansız varlıkların duygulu, renkli ve etkili bir biçimde anlatıldığı şiirler her dönemdeki çocukların duygusal ihtiyaçlarına cevap verir. Onlara duygusal zenginlik sağlar. Şiirler aynı zamanda çocuğa düşünce zenginliği ve esnekliği de kazandırır. Çocukların şiirle ilişkisi önce dinlemekle başlar sonraları kendileri okuyarak, öğrenerek bu ilişkiyi sürdürürler. Şiirler zevkli tekerlemelerle başlayıp ileri yaşlarda estetik duygusunun gelişmesine neden olur. Çocukların sevdikleri şiirler canlı, hareketli, melodik, vezin ve kafiyeli şiirlerdir.

 Şiirler çocukların anlayabileceği kadar basit ve ilgi çekiciyse hemen öğrenilip ezberlenebilir. Bu tip şiirlerin içine “parmak oyunu” denilen tekerleme türü şiirler de girmektedir. Parmak oyunları söylenirken parmak ve vücut hareketlerinin de drama ile ilişkilendirilebileceğini ortaya koymaktadır. Bununla birlikte parmak oyunları oldukça yalın bir dramatizasyon türüdür. 

Manzum Tiyatro, ‘dramatik şiir’in (dramatic poetry) tiyatro türüyle birleşiminden doğmuştur. Bu formu tanımlamak üzere, manzum tiyatro (verse drama), dramatik nazım (dramatic verse) ve tiyatro şiiri kavramları da kullanılmaktadır. Dramatik nazmın başlıca görevi anlaşılır olmak ve hikâyeyi ileriye taşımaktır. Dramatik nazmın, bu özellikleri barındırmanın yanında şiir sanatının karakterini oluşturan ışıltılı ve yoğun bir anlama ulaşarak dramatik şiir seviyesine yükselmesi yazarın başarısını belirleyen önemli bir gelişmedir. Tiyatro zaten şiirle beraber doğmuştur.

Bu bildirimizde özellikle Türkçe öğretmenlerimize Mehmet Akif’in “manzum hikaye” veya “dramatik şiir” denilebilecek türden şiirlerini nasıl drama yöntemiyle derslerde işlenebileceğini göstermek arzusundayız.

Mehmet Akif Ersoy'un Safahat’ındaki şiirler dört gruba ayrılır: Birinci grubu ilk yazdığı, eski tarzda ve bireysel konulardaki şiirler; ikinci grubu günlük yaşayışta ilgili durumlarla olayların işlendiği bir kısmı dramatik şiir tarzında olan hikayeler ve çoğunluğu Safahat'ın birinci kitabında yer alan şiirler; üçüncü grubu çeşitli konulardaki düşünce, görüş ve eleştirilerinin ağırlıklı olduğu şiirler; dördüncü grubu ise Mısır'daki içe kapalı hayatının acılarını yansıtan bireysel ve mistik  özellikler taşıyan son şiirler oluşturur.

Âkif’in Safahat’ın birinci kitabında yer alan kırk dört şiirinden bir kısmı manzum hikâye özelliği gösterir.  Bu tarz şiirler dilin sade ve nesre en çok yaklaşmış eserlerdir.  Edebiyatımızda manzum hikâyenin en özgün örneklerini veren Mehmet Âkif’in bu tarz şiirlerinde hitabet ve belagat sanatlarıyla birlikte Batı edebiyatındaki teatral anlatım iç içedir. Ayrıca bu tarz manzumelerinde hikâye kişileri içinde yaşadıkları mekan ile birlikte ele alınır ve üçlü karakterizasyonlarıyla da dikkati çeker. “Âkif kadar hayatı şiire ve şiiri hayata sokmuş şair” olmadığını söyleyen Sezai Karakoç, halkın içine onlardan biri olarak giren Âkif’in “onların diliyle hatta zaman zaman argolarıyla onların mantığı ve görüş açılarına da yer vererek, hayatın acı tablolarını çiz”miştir.

Gerçekte, Akif’in manzum hikayeleri, şiirleri arasında önemli bir yere sahiptir.  Ancak öteden beri bu şiirlerinden ziyade, onun düşünce yanı ağır basan şiirlerine daha çok ilgi gösterilmiş, Akif şiiri açısından değil] de düşünceleri açısından değerlendirilmiştir. Oysa manzum hikayeleri, Akif’in estetik kaygıyı düşüncenin önüne aldığı eserleridir. Bu şiirlerde biçim öz ilişkisini önemsemiş, konuya uygun kalıplar seçmiş, duygu ve düşüncedeki özelliklere göre yeri geldiğince aynı şiirde kalıbı değiştirerek birden çok kalıp kullanmıştır. Yine Türkçe İle aruzu bu şiirlerde büyük başarı ile bir araya getirmiştir. Dili

Kullanmada en çok başarı gösterdiği şiirleri manzum hikayeleri olmuştur. 

Manzum hikayelerinde Akif, temaları daha çok günlük hayatın halk üzerinde yarattığı sıkıntı ve sorunlardan seçmiştir. En çok yoksulluk ve ölüm temasını işlemiştir. Sorunlar karşısında bir çözüm önermezse de bazı ipuçları vermekten uzak durmaz. En azından bazı karşılaşmalarla belli mesajlar  iletmeyi amaçlar. Yöneticilere olan mesajları Dirvas ve Kocakarı İle Ömer şiirlerinde çok belirgin olarak verilir. Sorunları çözecek gücü olmadığı gibi böyle bir amaç da gütmez. Zaten sorun çözülebilecek cinstense şiirler mutlu biçimde sona erer. Bunun dışında olay ve durumlar genellikle olumsuz sonuçlanır.

Bu şiirlerde işlenen temalar gereği, kişiler halktan seçilmişlerdir. Bunların bir kısmı gerçekte yaşamış, Akif’in yakından tanıdığı kişilerdir. Geri kalan kişiler hayali bile olsa, hayatta her zaman karşılaşabileceğimiz, o dönemde sıklıkla rastlanan tiplerdir.

Kişilerin fiziksel durumları. Görünüş ve giyinişleri tasvirler aracılığıyla tanıtılır. Ayrıca anlatıcının ya da başka bir kahramanların verdiği bilgilerle de kişilerin tanıtımı yapılır.  Olaylar içindeki davranışları da kişiler hakkında bilgi edinmemizde yardımcı olur. Bazen de kişiler doğrudan kendi durumunu ortaya koyan sözleriyle kendini tanıtır.

Her hikâyede birinci planda yer alan kişiler vardır. Bunlar olay ya da durumların içinde yer alır. etkiler, etkilenirler. Bir de Akif’te kalabalıklar ya da gruplar halinde yer alanlar vardır. Bunlar daha ikinci dereceden işlev ve rollere sahiptirler. Akif’te tüm bireyleriyle aileler de kişi olarak yer alırlar.

Konusunu tarihte alan iki hikâyede mekân Şam ve Medine'dir. Diğerlerinde ise mekân İstanbul'un semtleridir. Dış mekanlar genellikle mahalle ve sokaklardır. Sokak tasviri birkaç şiirinde benzer şekilde yapılmıştır. İç mekanlar ev, oda, meyhane, kahvedir. İç mekanlar gerçekçi bir tarzda, ayrıntılı olarak tasvir edilmişlerdir.

Manzum hikâyelerin hepsi geçmişte yaşananları kapsarlar. İkisi tarih olarak epey geriye gider. Diğerleri yakın geçmişle ilgili olayları kapsar.

Bu bildirimizde Drama yöntemiyle Mehmet Akif Ersoy’un bazı manzum dramatik şiirlerinin drama yöntemiyle sınıf ortamında nasıl işleneceğini ve uygulanacağını aşamalarıyla göstermek, yapılan uygulamalardan örnekler göstermek amacındayız.