TOPKAPI SARAYI HAREM DÂİRESİ ÇİNİLERİNDE AÇAN YARI STİLİZE ÇİÇEKLER


Dumlupınar F. Z.

USBIK 2020 ONLINE, 24 - 26 Haziran 2020, ss.16-17

  • Sayfa Sayıları: ss.16-17

Özet

İstanbul‘da tarihî yarımadanın ucunda, şehre her cihetten hâkim bir tepe üzerine Ramazan 883 / Aralık 1478 tarihinde Sultan II. Mehmed‘in (sal.1451-1481) emriyle inşâ edilen Sarây-ı Hümâyun, 19. yüzyılın ortalarına kadar devletin resmî sarayı ve padişahın ikametgâhı olarak kullanılmıştır. Sarayın çekirdeğini teşkil eden temel yapılar bu ilk inşâ döneminde tamamlanmış olmakla birlikte yaklaşık dört asır boyunca yapılan farklı fonksiyonlardaki ve kendi devrinin mimarî üslup ve zevkini yansıtan ilaveler, onarım ve yıkımlar ile oluşmaya devam etmiştir. Bâb-ı Hümâyun, Bâbü’s-Selâmve Bâbü’s-Seâdedenilen anıtsal kapıları ve bu kapıların açıldığı ağaç ve çiçeklerle bezeli geniş avluları, avlularda dağınık bir şekilde konumlanmış yapıları ile mütevazi, insana ve tabiata dost bir mimarî tavır sergileyen Topkapı Sarayı günümüzde dünyanın en çok merak uyandıran ve ziyaret edilen müzelerinden biridir. Topkapı Sarayı‘nda yer alan Harem Dairesi (Sarây-ı Duhterân), padişahın ailesi ve görevli kadın ve erkek memurlarla birlikte yaşadıkları, yabancı kimselerin giremediği özel ve korunaklı alanı ifade eder. Önceleri ahşap malzemenin hakim olduğu Harem, geçirdiği yangınlar neticesinde 17. yüzyılda kâgir olarak yeniden inşâ edilmiştir. Harem‘in taşlık, daire, oda, hamam, koğuş,mescid vb. gibi çeşitli türdeki yapılarının duvarlarında yer alan çini kaplamaların büyük bir kısmı, devrinin kendine mahsus özelliklerini taşıyan 17. yüzyıl İznik çinileridir. Hatayî ve rumî gibi klasik üslûpların devam ettirildiği 17. yüzyıl çini kompozisyonları arasında yarı stilize çiçekler, desen kurgusu, çizim ve çeşitlilik açısından önceki devirlerden ayrışan özelliklere sahiptir. Harem‘in tüm mekanlarında yer alan 17. yüzyıl çini panoları üzerinde yapılan incelemeler ve çıkarılan sonuçlar bu makalenin konusunu teşkil etmektedir.