Anonim Şirketlerde Mali Durumu İyileştirici Bir Yöntem Önerisi: Bölünme


AKIN M. Y., çoşğun g.

İstanbul hukuk mecmuası, cilt.84, sa.1, ss.119-138, 2026 (ESCI, TRDizin)

  • Yayın Türü: Makale / Tam Makale
  • Cilt numarası: 84 Sayı: 1
  • Basım Tarihi: 2026
  • Doi Numarası: 10.26650/mecmua.2026.84.1.00012
  • Dergi Adı: İstanbul hukuk mecmuası
  • Derginin Tarandığı İndeksler: Emerging Sources Citation Index (ESCI), TR DİZİN (ULAKBİM)
  • Sayfa Sayıları: ss.119-138
  • Marmara Üniversitesi Adresli: Evet

Özet

Anonim şirketlerin mali durumunun bozulması, yalnızca şirket ortakları ve alacaklılar açısından değil, aynı zamanda genel ekonomik düzen ve toplumsal refah üzerinde de çok boyutlu etkiler doğuran bir sorundur. 6102 sayılı Türk Ticaret Kanunu (TTK), sermaye kaybı veya borca batıklık ortaya çıktığında uygulanabilecek önlemleri düzenlerken, iyileştirici birleşme işlemini açıkça öngörmüş; ancak bölünme işleminin bu kapsamda uygulanabilirliğine ilişkin herhangi bir düzenleme getirmemiştir. Bu durum, kanunda bir boşluk yaratarak iyileştirici bölünmenin hukuki çerçevesi ve uygulanabilirliği konusunda belirsizliklere yol açmaktadır. Bu çalışmada, iyileştirici bölünmenin Türk hukuku ve karşılaştırmalı hukuk bağlamında uygulanabilirliği ele alın- mıştır. İyileştirici bölünme, mali durumu bozulan anonim şirketlerin yeniden yapılandırılması ve sürdürülebilirliğinin sağlanması açısından bir araç olarak değerlendirilmektedir. Ancak, TTK’da bu konuda açık bir düzenlemenin bulunmaması, uygulamada çeşitli hukuki ve pratik sorunlara neden olmaktadır. Bu bağlamda, iyileştirici bölünmenin uygulanabilirliği, şirketlerin mali yapılarının güçlendirilmesi ve ekonomik faaliyetlerinin sürdürülebilirliği açısından önem arz etmektedir. Ayrıca çalışmada, bölünme işleminin alacaklıların haklarının korunması ve pay sahiplerinin menfaatlerinin gözetilmesi bakımından taşıdığı hukuki sonuçlar da sermaye kaybı ile borca batıklık durumları özelinde incelenmiştir. Karşılaştırmalı hukuk bağlamında yapılan incelemeler, İsviçre ve Alman hukukunda da iyileştirici bölünmeye ilişkin açık düzenlemelerin bulunmadığını, ancak bu işlemin teorik olarak mümkün kabul edildiğini göstermektedir. Çalışma, TTK’da iyileştirici bölünmeye ilişkin açık bir düzenlemenin yapılmasının hem hukuki belirsizliklerin giderilmesi hem de ticaret hayatının sürdürülebilirliği açısından önemli bir ihtiyaç olduğunu ortaya koymaktadır. Böyle bir düzenleme, şirketlerin mali yapılarını güçlendirme süreçlerinde daha etkin ve güvenli bir yol haritası sunacak, alacaklılar ve pay sahiplerinin haklarının korunmasında alternatif bir çözüm yöntemi olarak uygulanabilecektir. İyileştirici bölünmenin normatif bir temele dayandırılması, sicil müdürlükleri arasındaki farklı uygulamaların önüne geçilmesini sağlayacak ve işlem tesisinde sicil müdürlüklerinde karşılaşılan direncin aşılmasına olanak tanıyacaktır.
The financial deterioration of joint-stock companies poses a complex challenge with far-reaching consequences for shareholders, creditors, and the broader economic system. Turkish Commercial Code (TCC) No 6102 addresses measures for capital loss and insolvency, including remedial mergers as a restructuring tool. However, it does not explicitly regulate remedial demergers, creating a significant legislative gap. This omission leads to uncertainties regarding the legal basis and practical implementation of remedial demergers, which are conceptualized as a mechanism to rehabilitate financially distressed companies and ensure their operational sustainability. This study explores the feasibility of remedial demergers under Turkish law and in comparative legal systems. Despite the absence of explicit statutory provisions in the TCC, remedial demergers are critical for strengthening companies’ financial structures and maintaining their economic activities. The study also examines the legal implications of such transactions, particularly in safeguarding creditors’ rights and protecting shareholders’ interests in situations of capital loss and insolvency. A comparative evaluation reveals that while Swiss and German legal systems also lack explicit provisions on remedial demergers, they acknowledge their theoretical applicability. The findings highlight the need for explicit statutory regulations in the TCC to eliminate legal ambiguities and enhance the reliability of restructuring mechanisms. Such provisions would provide a robust framework for financially distressed companies, protect stakeholders, and harmonize registry office practices. Establishing a normative basis for remedial demergers would mitigate resistance during implementation and contribute to the sustainability of commercial activities.