GEÇ DÖNEM ALLOGREFT TROMBOTIK MIKROANJIYOPATISI: RIBOSIKLIB’IN OLASI ROLÜ


Direk O., Akar K. E., Karadağ H., Çoban H., Uzunkonak C., Barutçu Ataş D., ...Daha Fazla

43. Ulusal Nefroloji Kongresi, Antalya, Türkiye, 14 - 18 Ekim 2026, ss.117-118, (Özet Bildiri)

  • Yayın Türü: Bildiri / Özet Bildiri
  • Basıldığı Şehir: Antalya
  • Basıldığı Ülke: Türkiye
  • Sayfa Sayıları: ss.117-118
  • Marmara Üniversitesi Adresli: Evet

Özet

Giriş: Trombotik mikroanjiyopati(TMA), böbrek nakli alıcılarında greft disfonksiyonuna yol açabilen ciddi bir komplikasyondur. Antikor aracılı rejeksiyon, kompleman aracılı hastalıklar ve ilaç ilişkili endotelyal hasar başlıca nedenler arasındadır. Yeni nesil kemoterapi ajanları TMA nedenleri arasında sayılmaktadır. Burada diyabetik hastada böbrek nakli sonrası malignite tedavisinde kullanılan CDK4/6 inhibitörü olan ribosiklib’in TMA gelişimindeki rolü tartışılacaktır. Olgu: Kırk dokuz yaşında kadın hastaya konjenital soliter böbreğe bağlı son dönem böbrek yetmezliği nedeniyle 2011’de annesinden böbrek nakli yapılmıştı. Herhangi bir rejeksiyon hikayesi olmayan hastada post-transplant diyabetes mellitus gelişmişti. 2015’te meme kanseri tanısı almış, uzun dönem immünsüpresif tedavisi sirolimus ve düşük doz kortikosteroid ile sürdürülmüştü. Serum kreatinini 0,8 mg/dL, proteinürisi <300 mg/gün düzeyindeydi. Meme kanseri nüksü ve kemik metastazları nedeniyle Ocak 2026’da ribosiklib ve anastrozol başlandı. Ribosiklib kullanımı sırasında sirolimus düzeyinin 19,3 ng/ml görülmesi ve doz ayarının güçleşmesi üzerine everolimusa geçildi. Ocak’tan Mayıs’a kadar takipte proteinüri 576 mg’dan 2879 mg’a yükseldi; serum kreatininin 1,7 mg/dL’e yükselmesi üzerine biyopsi planlandı. Yapılan tetkiklerde C3-C4 normal, ANA, ANCA ve ENA negatifti. Single-antigen bead incelemesinde sınıf I anti-HLA antikorları pozitif, sınıf II negatifti; donör spesifitesi bilinmiyordu. Transplant böbrek biyopsisinde mezengiyolizis, glomerüler kapiller anevrizmal dilatasyon, glomerüler ve peritübüler kapiller inflamasyon, bazal membran kalınlaşması ve arterioler hyalinozis izlendi(Resim). Mevcut bulguların TMA düşündürmesi üzerine bakılan LDH, bilirubin ve trombosit normaldi, periferik yaymada hemoliz yoktu. Onkolojik açıdan stabil olan hastanın ribosiklib tedavisi Haziran’da kesildikten sonra proteinüri Ağustos’ta 546 mg’a geriledi ve kreatinin 0,94 mg/dL’ye düştü. Sonuç: Böbrek nakli hastasının biyopsisinde TMA bulgularının klinik bulgularla değerlendirilmesi gereklidir. Vakamızda diyabetik nefropatiyi ve kronik antikor aracılı rejeksiyon bulgularını destekleyen bulgular olsa da ribosiklib tedavisiyle birlikte gelişen bulgular (Akut böbrek hasarı ve Proteinüri) olması ve tedavi kesilmesince laboratuvar bulgularında düzelme olması hastamızda ribosiklib ilişkili TMA’yı desteklemektedir. Literatürde sınırlı sayıda vaka sunumu bulunmaktadır. Ribosiklib tedavisi sırasında mTOR inhibitörü düzeylerinin yükselmesi ve tedavi değişikliği sonrası klinik düzelme, farmakokinetik etkileşimin endotelyal hasara katkısını ayrıca düşündürmektedir.