2. Ulusal Sosyoloji Konferansı, İstanbul, Türkiye, 18 - 19 Aralık 2025, ss.22, (Özet Bildiri)
Sosyoloji, toplumun kendi üzerine düşünme kapasitesidir; dolayısıyla yalnızca toplumsal olguları inceleyen
değil, kendi kurumsal işlevini de sorgulaması gereken refleksif bir disiplin olarak ele alınmalıdır. Bu çalışma,
Türkiye’deki sosyoloji bölümlerinin kurumsal söylemlerinde kendilerini nasıl tanımladıklarını inceleyerek,
sosyolojinin üniversite düzeyinde hangi kavramsal hatlar üzerinden anlamlandırıldığını analiz etmektedir.
Teorik çerçeve, disiplinin klasik tartışmalarını şekillendiren dört temel ikiliği merkeze alır: yapı–birey, uyum–
çatışma, teori–saha ve ulusal–küresel. Bu ikilikler, bölümlerin sosyolojiyi nasıl anlamlandırdığı ve hangi
yönlerini öne çıkardığını anlamak açısından açıklayıcı bir analitik zemin sunmaktadır.
Türkiye’deki yaklaşık 129 sosyoloji bölümü arasından, 2024 yılı YÖK Atlas ve ÖSYM istatistiklerine göre
devlet–vakıf ayrımı ile başarı sıralamaları gözetilerek dengeli bir örneklem oluşturulmuştur. Bu çerçevede
çalışmaya dahil edilen 53 sosyoloji bölümünün web sayfalarındaki tanıtım, misyon–vizyon ve bölüm başkanı
mesajı metinleri incelenmiştir. İlgili dokümanlar tematik içerik analizine tabi tutulmuş; önce kelime frekansları
çıkarılmış, ardından tekrar eden ifadeler temalara ayrılmış, devamında temalar arası ilişkiler çözümlenmiştir.
“Sosyoloji Bölümü”, “Amaç/Misyon” ve “Öğrenci Yetiştirmek” temaları sırasıyla sosyoloji nedir, bölüm neyi
amaçlar ve nasıl bir öğrenci profili yetiştirilmek istenir sorularına karşılık gelecek biçimde değerlendirilmiş;
bu temalara yakınlık analiziyle derinlemesine odaklanılmıştır. Bulgular, örneklem grupları arasında belirgin
tematik ayrışmalar olduğunu göstermektedir. Devlet üniversiteleri sosyolojiyi daha çok yapı, siyaset, ekonomi,
ulusal bağlam ve çatışma ekseninde tanımlarken; vakıf üniversiteleri birey, kültür, uyum ve küresel yönelim
üzerinden konumlandırmaktadır. En yüksek puanlı 15 sosyoloji bölüöü ise bu iki yönelimin arasında, daha
dengeli, kuramsal ve araştırma yoğun bir söylem sergilemektedir. Ayrıca tüm gruplarda dikkat çekici düzeyde
yüksek olan “meslek edindirme” vurgusu, sosyoloji bölümlerinin kurumsal dilinde akademisyen yetiştirme
idealinin geri planda kaldığını ve bölümlerin giderek daha piyasa odaklı bir tutuma yöneldiğini göstermektedir