Türkiye Anayasa Mahkemesi, özellikle iki veya daha fazla temel
hakkın çatışmasını içeren başvurular olmak üzere önüne gelen pek çok
başvuruda bir ölçülülük incelemesi yapmaktadır. Kural olarak ölçülülük
incelemesi, her olay için yeniden ve somut olayın kendine özgü koşulları
dikkate alınarak yapılmaktadır. Ölçülülük değerlendirmesinin somut
olayların özgü koşullarına bu derece bağlı olmasının, ölçülülük testi sonucunda geçmişte ve gelecekte verilen kararlar arasında bir içtihat tutarlılığı gözetilmesini zorlaştırdığı söylenebilir. Ancak Türkiye Anayasa
Mahkemesinin ölçülülük testi uygulamasındaki tutarsızlıklar, bu zorlukla açıklanabilecek düzeyde seyrek veya küçük farklılıklar olarak karşımıza çıkmamaktadır. Somut olaya özgü farklılıkların çok az olduğu iki
son derece benzer olayda dahi Anayasa Mahkemesinin vardığı sonuçlar,
ve hatta kararlarda kullandığı kriterler, çok büyük farklılıklar gösterebilmektedir. Bu farklılıklara ilişkin ise çoğu zaman Mahkeme tarafından
yeterli gerekçe sunulmamaktadır. Benzer olayların yeterince gerekçelendirilmeksizin farklı sonuçlandırılmaları, Anayasa Mahkemesinin kendisinin de başka bağlamlarda saptadığı gibi, hukuk güvenliği ve öngörülebilirliğini zedeler. Çalışma bu kaygıdan yola çıkmaktadır. Bu doğrultuda
öncelikle ölçülülüğün -Anayasa Mahkemesinin uyguladığı- yapısal formu incelenmektedir. Daha sonra ölçülülük testinin benzer olaylarda tutarsız uygulanmasına karşı bir önlem olarak Alexy’nin “Yarışan İlkeler
Yasası” tanıtılmakta ve önerilmektedir. İkinci bölümde ise Anayasa
Mahkemesinin politik ifadeler bağlamında ölçülülük incelemesi yaparak
vermiş olduğu kararlarında saptanan bazı tutarsızlıklar, birinci bölümde
sunulan teorik çerçeve içerisinde incelenmektedir. Çalışmada sonuç olarak Anayasa Mahkemesinin ölçülülük testi uygularken dikkate alacağı
kriterleri netleştirmesi; benzer olaylarda aynı ya da benzer kriterleri kullanması; benzer olaylarda daha önceki kararlarında ulaştığı sonuçlara
istisnai durumlar dışında bağlı kalması; ayrılmasının gerektiği durumlarda ise bu ayrılığı ve nedenlerini yeterince gerekçelendirmesi gerektiği
sonuçlarına ulaşılmaktadır.
Anahtar Kelimeler: İnsan Hakları, Anayasa Mahkemesi, Ölçülülük, Orantılılık, Robert Alexy, İfade Özgürlüğü, Çatışan Haklar
When the case at hand concerns two -or more- conflicting fundamental rights, the Turkish Constitutional Court (“the TCC” or “the
Court”) consistently carries out a proportionality analysis to resolve the
conflict. It is beyond doubt that the proportionality analysis should be
carried out on a case-by-case basis, with particular attention to the incidental factors presented by each particular case. It is to be admitted that
this dependence on incidental factors of each case may render it difficult
for the courts to ensure an impeccable consistency among their judgments decided through a proportionality analysis. That being so, the
varying methods and outcomes of the proportionality test and the overall
inconsistencies in the case-law of the TCC arguably exceeds the apprehensible limits. Even at a glance, one can see several cases which, while
being visibly similar as to their facts, were judged to have dramatically
different outcomes, either by using different criteria or deducting different results while using the same criteria; and in both cases without
proper justification. Judging differently in similar cases may prejudice the principle of legal certainty, a point that the TCC itself emphasises.
The paper takes its standing point from this particular concern. After
examining the structural form of the proportionality analysis (which the
TCC seems to apply), the study goes onto introducing -and vindicatingthe “Law of Competing Principles”, a rule proposed by Robert Alexy. It
is argued that by implicitly or explicitly recognizing the Law of Competing Principles, the TCC would effectively mitigate inconsistencies in its
case-law. In the second part of the study, concrete inconsistencies in the
Court’s case-law are presented and explained with the help of theoretical framework offered in the first part. The study concludes that the TCC
should clarify the criteria it takes into account when conducting the proportionality analysis; it should apply the same or similar criteria when
examining similar cases; it should stick with its previous ratio decidendi
save in exceptional cases; and finally, if it is necessary to diverge from
previously decided rationes, it should offer adequate justification as to
the necessity and reasons of this diversion.
Keywords: Human Rights, Constitutional Court, Proportionality,
Balancing, Robert Alexy, Freedom of Expression, Conflicting Rights