Dijital Çağda Immersive Haberciliğin Etik Sınırları: Empati Makinesi mi, Uygunsuz Mesafe mi?


Creative Commons License

Gülleb O.

Gazetecilik ve Medya Çalışmaları Alanında Uluslararası Araştırmalar-VI, Mete Kazaz, Editör, Eğitim Yayınevi, Konya, ss.1-32, 2026

  • Yayın Türü: Kitapta Bölüm / Araştırma Kitabı
  • Basım Tarihi: 2026
  • Yayınevi: Eğitim Yayınevi
  • Basıldığı Şehir: Konya
  • Sayfa Sayıları: ss.1-32
  • Editörler: Mete Kazaz, Editör
  • Açık Arşiv Koleksiyonu: AVESİS Açık Erişim Koleksiyonu
  • Marmara Üniversitesi Adresli: Evet

Özet

Sürükleyici haber anlatıları sektörel düzeyde çoğunlukla “empati makinesi” söylemiyle pazarlanmaktadır ve izleyicinin kendisini savaş, afet ya da göç gibi kriz ortamlarında “orada” hissetmesinin daha güçlü bir ahlaki farkındalık yaratacağı iddia edilmektedir (Çaba, 2018; De La Peña vd., 2010; Gülleb, 2022). Ancak bu teknolojik iyimserliğin ötesinde, sürükleyici habercilik derin etik ikilemleri beraberinde getirmektedir. İzleyicinin tehlikeli veya travmatik bir ortamı deneyimlerken aslında gerçek bir fiziksel risk altında olmaması, tanıklığı bir tür adrenalin turizmine dönüştürme riski taşımaktadır. Nash'in (2018, s. 121) vurguladığı gibi, gerçek mağdurların acısının seyirlik bir deneyim olarak tüketilme tehlikesi, habercilikte "uygunsuz mesafe" (improper distance) sorununu doğurmaktadır. Dahası, VR donanımlarının kullanıcının bakış hareketleri, kalp atım hızı ve deri hassasiyeti gibi son derece hassas biyometrik verileri toplayabilme kapasitesi (Madary ve Metzinger, 2016) yeni nesil bir veri mahremiyeti krizini işaret etmektedir.

Sürükleyici gazetecilik, hakikat arayışını ortadan kaldırmamakta, aksine gazeteciyi yeni etik sorumluluklarla karşı karşıya bırakarak, duygusal yoğunluk ile olgusal bağlam arasında denge kuracak yeni normatif mekanizmalara ihtiyaç duyulduğunu göstermektedir. Bu çalışma, sürükleyici gazeteciliğin vaat ettiği empati ve "orada olma" hissinin ardında yatan küresel etik sorunları tartışmayı amaçlamaktadır. Çalışma kapsamında hikâye anlatıcılığından hikâye yaşamaya geçişin ontolojik sonuçları, kriz ve savaş bölgelerindeki 360 derece video üretimlerinin yarattığı "uygunsuz mesafe" riskleri, duygusal manipülasyon ve psikolojik bütünlüğe müdahale ile biyo-adaptif medya sistemlerinin tetiklediği veri sömürgeciliği tehlikeleri ele alınmaktadır.

İşte metninizin akademik üsluba ve terminolojiye (örn. story-living, skin conductance, data colonialism) uygun İngilizce çevirisi:

At the industry level, immersive news narratives are predominantly marketed through the discourse of the "empathy machine," with the claim that making the audience feel as if they are "there" in crisis environments such as war, disasters, or migration will generate a stronger moral awareness (Çaba, 2018; De La Peña et al., 2010; Gülleb, 2022). However, beyond this technological optimism, immersive journalism entails profound ethical dilemmas. The fact that the audience experiences a dangerous or traumatic environment without actually facing any real physical risk threatens to transform witnessing into a form of adrenaline tourism. As Nash (2018, p. 121) emphasizes, the danger of real victims' suffering being consumed as a voyeuristic experience gives rise to the problem of "improper distance" in journalism. Furthermore, the capacity of VR hardware to collect highly sensitive biometric data—such as the user's gaze movements, heart rate, and skin conductance (Madary & Metzinger, 2016)—signals a new generation of data privacy crises.

Immersive journalism does not eliminate the pursuit of truth; rather, it confronts the journalist with new ethical responsibilities, demonstrating the need for new normative mechanisms capable of striking a balance between emotional intensity and factual context. This study aims to discuss the global ethical issues underlying the empathy and the sense of "being there" promised by immersive journalism. Within the scope of the study, the ontological consequences of the transition from storytelling to story-living, the risks of "improper distance" created by 360-degree video productions in crisis and war zones, emotional manipulation and interference with psychological integrity, and the dangers of data colonialism triggered by bio-adaptive media systems are examined.