Prof. Dr. Ali Osman ÖZCAN İle Mülakat


Özcan Özer N.

Diğer, ss.1, 2008

  • Basım Tarihi: 2008
  • Sayfa Sayıları: ss.1

Özet

Prof. Dr. Ali Osman Özcan ile mülâkat
Nermin Özcan ÖZER
Sanatalemi sitemizin yazarlarından eğitimci yazar Prof. Dr. Ali Osman Özcan’ın “Kimlikteki Kim?” adlı kitabı Ufuk Ötesi Yayınları arasından çıkarak okuyucusuyla buluştu.
Küreselleşme, küreselleşme, küreselleştirme, küreselleştirilme kavramlarının yer aldığı bir dünyada eğitim, kimlik, kişilik, benlik ve bilinç tartışmalarının süregeldiği bir ortamda yazar; kendi ifadesiyle akılları keskinleştirici, gönülleri aydınlatıcı, bilinçleri ve iradeleri perçinleyici, benlikleri gerçeklendirici bilgi dünyasına bir yolculuk yapıyor ve yaptırıyor. Aynı zamanda toplumsal meselelere, özellikle eğitim müfredatına göndermeler yaparak, kişisel gelişim, duygusal zekâ ve çoklu zekâ anlayışlarını da derinliğine irdeliyor. Türk eğitim sistemine farklı bir bakış getirdiği kitabında ilgi çekici başlıklar yer alıyor. “Eğitim-Öğretimde Kimliksizlik”, “Kurgular ve Kurgulamalar”, “Akıl Dağılınca”, “Bilgi Çöplüğünde Boğulmak”, “Eğitim Mezatta”, “Eğitim Ne İşe Yarar?” bu konulardan bazıları.
Yazarın son derece akıcı, sürükleyici, sade, duru bir dil ile kaleme aldığı, kelime oyunları ile bilinçlerde nasıl değişim olduğunu gösteren eser; her Türk aydınının satır aralarını da gözden kaçırmadan rahatlıkla okuyabileceği, eğitim, sosyal ve kültürel kimlik konularında yazılmış okunması gereken bir eser. Hayatını eğitim hizmetine adamış bir eğitimci, bir akademisyen ve bir yazar Sayın Prof. Dr. Ali Osman Özcan ile eğitim ve son kitabı üzerine bir söyleşi gerçekleştirdik.

ÖZER: Sayın hocam, eğitim-öğretimin her kademesinde görev yaptınız. Bu konuda neler söylemek istersiniz?

ÖZCAN: Toplumsal alandaki değişmelerin hatta zihniyetlerin en iyi yansıması eğitim alanında görülebilir. Toplumsal değişimdeki olumlu veya olumsuz yönler müfredatta somutlaşmaktadır. Müfredatlar toplumun ihtiyaçlarına göre hazırlanacağı gibi bazen değişim adına dışarıdan dayatma sonucu olarak da yapılabilir. Son dönemde millî bir müfredat felsefesi yerine sahte bir bilimsellikle müfredat hazırlandığı görülmektedir. Gerek okul öncesi, gerekse ilköğretim müfredatlarında ihtiyaçlar değil, bazı zihniyetlerin bilimsellik adına yaptığı ve gereksiz bilgilerin doldurulduğu müfredatlar ortaya çıkmıştır. Atalarımızın dediği gibi “cahilin kitabı kalın olur.”

ÖZER: Eğitimde çoklu zekâ ve yapılandırmacı yaklaşım konusundaki düşünceleriniz nelerdir?

ÖZCAN: Öncelikle bu deyimlerin terim olarak içerikleri çok anlamlılığa sahiptir. Bilimde çok anlamlı kelimeleri kullanmak tarafsız, yansız ve nesnel düşünce yapısına aykırı bir tutumdur. Zekâ kuramlarından birisi çoklu zekâ veya çok faktörlü zekâ kuramıdır. Dünyada on binden fazla zekâ testi ve anlayışı vardır. Çoklu zekâ da bunlardan sadece biridir. Bu yaklaşımı tüm eğitim sistemine dayatmak, parçayı bütüne üstün tutmak, gerçekliğin yanlış algılanıp düşünülmesine ve yorumlanmasına yol açmaktadır.
Yapılandırmacı yaklaşıma gelince, sorunun içindeki yapılandırmacı bölümü bilinenleri yeni bir şeymiş gibi başka bir ambalaj içinde sunma sihirbazlığıdır. Takip edebildiğim kadarıyla yapılandırmacı yaklaşım konusunda terim birliği de yoktur. Bazıları oluşturmacı, bazıları yapılaştırıcı, bazıları da yapılandırmacı yaklaşımdan söz etmektedir. Aynı gerçekliğin eğitim bilimciler arasında da farklı kelimelerle ifade edilmesi temelin çürüklüğüne işarettir.

ÖZER: Hocam, eğitim konusunda sizin yaklaşımınız nedir?

ÖZCAN: Eğitim sistemimizin iç yapısından kaynaklanan amaç, içerik ve konu bakımından tutarsızlıkları vardır. Yüksek öğretim kurumlarında çalışanlar, eğitim bilimindeki kuramları tartışacakları yerde uygulamaya dönük ve öğretmenlerin yapacağı etkinlikleri belirleme çabası içindedirler. Eğitim bilimine ait araştırma bulguları paralel araştırmalardan çıkarılmakta, bilinenler bir daha bilinir yapılmaktadırlar.

ÖZER: Bu konuda akademisyenlerin sorumluluğu nedir?

ÖZCAN: Yurt dışında doktora yapıp, yabancı dil bilgisinden yararlanarak tercüman olanlardan bilim adamlığı beklemek yanlış bir tutumdur. Eğitim kurumlarında çalışıp, deneyimlerinden yararlanabilecek pek çok akademisyen olmayan insanlarımız vardır. Uygulamadan habersiz olan ve eğitim sistemimizi tanımayan eğitim bilimi veya sosyal bilimlerde çalışan akademisyenlerin bilim adına zarar verdikleri bir gerçektir. Ayrıca çeşitli cemaatlerin, grupların ve diğer sanayi kuruluşlarının ve örgütlenmelerin eğitim sistemine ticari amaçla bakmaları bu alana katkı sağlamamakta ve yozlaşmasına yol açmaktadır. Medyada eğitimsel hurafeleri dinlemek bir eğitimci olarak ruh sağlığımı bile tehdit edici boyutlardadır. Eğitilenleri sınav-kolik yapan bir eğitim sistemi esasen kendi aczini ortaya koymuştur.

ÖZER: Eğitimci-yazar olarak son kitabınız “Kimlikteki Kim?” adlı kitabınızdan bahseder misiniz?

ÖZCAN: Yukarıda sorduğunuz sorular çerçevesinde kitap ile ilgili bilgileri vermiş bulunmaktayım. Toplumsal ve eğitim sorunlarımız konusundaki görüşlerimi bu kitapta bir araya getirmiş bulunuyorum. Eğitim sistemimizin hem kuramsal hem uygulama sorunlarına dair görüşlerimi yazıya döküp hazırladığım bu kitap okuyucuyla üzüntü ve sevinçleri paylaşma amacıyla hazırlanmıştır. İlginize teşekkür ederim.

www.sanatalemi.net



 Okunma Sayısı : 925         04 Nisan 2008