Other, pp.12-17, 2008
Peki, neden geçmişte kalan fotoğraflara
baktığımızda duygulanırız. Geçip giden hayatımız mıdır bizi hüzünlendiren?
Yoksa ölüme olan yakınlığımız mı? Peki, neden yakınımız olan bir insanın
albümünü karıştırırken, onun çocukluk, yeni yetmelik fotoğraflarına bakarken
onu ne kadar çok sevdiğimizi düşünürüz? Neden telefona sarılıp ona “seni
seviyorum” deme isteği duyarız? Fotoğraflar (hele eskileri), başkalarına ait
olsalar bile bize zamanı en çok duyumsatan nesneler midir acaba? Ölümlülüğümüzü
mü hatırlatırlar? Geç olmadan bir kez daha sevgilerimizi tazelemeye mi ikna
ederler bizleri? Tanımadığımız ya da sevmediğimiz birinin yıllar öncesine ait
sararıp solmuş fotoğraflarına bakarken de bizi bir anda yakalayıveren şey aynı
şey değil midir? Zaman. Ölümlülük.