Collaboration of Art and Design with Industry in Textiles: Bauhaus Weaving Workshop


Creative Commons License

Gür Üstüner S.

Sosyal Bilimler Dergisi / The Journal of Social Science, vol.5, no.19, pp.235-252, 2018 (Other Refereed National Journals)

  • Publication Type: Article / Article
  • Volume: 5 Issue: 19
  • Publication Date: 2018
  • Title of Journal : Sosyal Bilimler Dergisi / The Journal of Social Science
  • Page Numbers: pp.235-252

Abstract

After the Industrial Revolution in England, Arts and Crafts, which is an art/design movement promoting art-craft unity and rejecting the machine, was developed under the leadership of William Morris. This movement had led to the birth of design movements like Art Nouveau and Jugendstil in Europe. In Germany in 1919, the Bauhaus School implemented an interdisciplinary training program intended for industrial production, adding machinery to the arts and crafts movement. The school transferred the changing plastic language of the 20th century to designs with the principle of ‘Form follows function’ under the leadership of the artists and architects in the cadre, in the training given in the workshops by the master-apprentice relation. The ‘Weaving Workshop’, which had existed since the beginning of the Bauhaus school, is it’s significance for textile design history. In Bauhaus, weaving was taken not only as an artistic expression tool but also a function of functionality with new materials and new technologies as the basic element of textile. Founded in the toughest period of the 20th century, Bauhaus has a leading role in the existence of today’s textile design with its aesthetic language, its quest for experimentality and with its functionality it has questioned.

İngiltere’de, Endüstri Devrimi sonrasında, William Morris’in öncülüğünde gelişen Arts and Crafts, sanat-zanaat birlikteliğini savunan ve makineyi reddeden bir sanat/tasarım hareketidir. Bu hareket, Avrupa’da Art Nouveau ve Jugendstil gibi tasarım hareketlerinin doğmasına yol açmıştır. 1919’da Almanya’da ise Bauhaus Okulu, Arts and Crafts hareketinin sanat-zanaat birlikteliğine makineyi de ilave ederek, endüstriyel üretime yönelik disiplinlerarası bir eğitim programı uygulamıştır. Okul, usta-çırak ilişkisi içinde atölyelerde verdiği eğitimde, 20. yüzyılın değişen plastik dilini, kadrosunda bulunan sanatçı ve mimarların önderliğinde ‘Biçim işlevi izler’ ilkesi ile tasarımlara aktarmıştır. Bauhaus okulunun tekstil tasarım tarihi için önemi başlangıcından itibaren var olan ‘Dokuma Atölyesi’dir. Bauhaus’ta dokuma, sanatsal bir ifade aracı olmanın ötesinde tekstilin temel öğesi olarak yeni malzemeler ve yeni teknolojiler ile işlevsellik ekseninde ele alınmıştır. 20. yüzyılın en zor döneminde kurulan Bauhaus, yarattığı estetik dil, deneysellik arayışı ve sorguladığı işlevsellik ile günümüz tekstil tasarımının var olmasında öncü bir role sahiptir.