İdarenin Sorumluluğu Fikrinin Fransa’da Doğuşu ve Türk İdare Hukuku Doktrininde Kabulü


Bursalı O. S.

II Uluslararası Eğitim ve Sosyal Bilimler Sempozyumu, Çanakkale, Türkiye, 2 - 04 Kasım 2018, ss.83

  • Basıldığı Şehir: Çanakkale
  • Basıldığı Ülke: Türkiye
  • Sayfa Sayıları: ss.83

Özet

Avrupa’da orta çağ boyunca idari görevliler yaptıkları idari işlerden dolayı kralın önünde sorumluluk sahibiydiler. Kral adına, zaman zaman idari görevliler hakkında yargısal faaliyetlerde de bulunan bir kurum, daha ziyade idari veya istişari bir niteliğe sahip olagelmiştir. On yedinci yüzyılla beraber bu kurum daha önce mahkeme önüne getirilmekte olan davaları da görmeye başlamıştır. Bu uygulama, idare üzerinde kurumun bir denetim yapmasını sağlasa da idarenin faaliyetlerinden dolayı zarar görenbireylerin, hukuk mahkemelerinin aksine, bir tazminat kazanabileceğine dair topluma garanti vermemekteydi. Ancak Fransız İhtilali sırasında, bakanların ve kamusal otoritenin diğer ajanlarının resmi görevlerinden dolayı Genel Meclis’e karşı sorumlu olması için teşvik edici bir durum vardı. Günümüzde idare hukukunun esaslı meselelerinden biri olan idarenin sorumluluğu problemi gerek Türk hukuk doktrininde gerekse mahkeme içtihatlarında tartışılmaktadır. Bu mesele etrafında öne sürülen fikirler, yine hukuk öğretisinde ve mahkeme kararlarında yer bularak mevcut uyuşmazlıkların halledilmesine yardımcı olmaktadır. İdare hukukundaki dönüşümlerin ve gelişimlerin alacağı istikamete ışık tutacak çalışmaların ve görüşlerin varlığına daha fazla ihtiyaç duyulan günümüzde, hukuk aleminde geçmişte yaşanan ve söylenenleri ele almak faydalı olacaktır. Bu tebliğde, Fransa’da idarenin sorumluluğunun doğuşu ve Fransız İhtilali’nden günümüze kadar, idarenin ve mensuplarının sorumluluğu teorisinin gelişimi üç safhada ele alınacaktır. Ardından idarenin sorumluluğu fikrinin idare hukuku alanında yapılan çalışmalardaki yansımaları incelenerek Türk hukukunun bu çerçeve içindeki durumunun başlangıç seviyesinde bir tasviri yapılacaktır. Tebliğde özellikle idarenin sorumluluğuna ilişkin olarak yazılan akademik metinler tüketici olmayacak şekilde fakat farklı fikirleri yansıtacak biçimde kullanılmıştır. Tebliğin bu kısmında takip edilen usul, belli başlı üç problemin farklı yazarlarca nasıl değerlendirildiğini göstermek şeklindedir.