ONKOLOJİDE MONOKLONAL ANTİKOR NİVOLUMAB; ETKİ MEKANİZMASI, YAN ETKİLERİ, HASTA EĞİTİMİ VE HEMŞİRELİK BAKIMI
9. Uluslararası Sağlık Bilimleri ve Yaşam Kongresi, Antalya, Türkiye, 15 - 18 Nisan 2026, cilt.1, sa.1, ss.1457-1461, (Tam Metin Bildiri)
- Yayın Türü: Bildiri / Tam Metin Bildiri
- Cilt numarası: 1
- Basıldığı Şehir: Antalya
- Basıldığı Ülke: Türkiye
- Sayfa Sayıları: ss.1457-1461
- Marmara Üniversitesi Adresli: Evet
Özet
GİRİŞ: Kanser tedavisinde bir dönüm noktası olan monoklonal antikorlar, humoral bağışıklığı taklit ederek tümör hücrelerini doğrudan hedef alan biyolojik ajanlar olarak klinik pratikte geniş yer bulmaktadır. Bu grubun en önemli üyeleri, hedefe yönelik etkileriyle bilinen monoklonal antikorlardır. Özellikle bir PD-1 inhibitörü olan Nivolumab, bağışıklık sistemini aktive ederek tümör hücrelerine karşı savunmayı güçlendiren moleküllerin başında gelmektedir. AMAÇ: Bu çalışmanın amacı, onkoloji birimlerinde sıkça kullanılan monoklonal antikorların (Nivolumab) etki mekanizmalarını incelemek ve özellikle Nivolumab tedavisi alan hastalarda ortaya çıkabilecek yan etkilerin yönetiminde hemşirelik bakımına odaklanmaktadır. YÖNTEM: Bu çalışma güncel literatür verileri, NANDA hemşirelik girişimleri ve klinik rehberlerin taranmasıyla oluşturulan bir derlemedir. Aynı zamanda klinikte Nivolumab tedavisi alan hastaların retrospektif analizi ile hazırlanmıştır. BULGU: Nivolumab tedavisi alan hastalarda en sık görülen yan etkiler solunum sistemi ile ilgili olup bunlar arasında pnömoni, interstisyel akciğer hastalığı, plevral efüzyon ve dispne yer almaktadır. Ayrıca gastrointestinal sistemde etkilenerek kolit, diyare, bulantı ve iştah azalması görülebilmektedir. Tedavi hepatotoksisiteye de yol açmakta AST ve ALT düzeylerinde artışa neden olmaktadır. Bunun yanı sıra hastalarda dermatit, ciltte döküntü ve kaşıntı gibi reaksiyonlar da ortaya çıkabilmektedir. kolit, pnömonit ve dermatit gibi immün kaynaklı yan etkilerin ön plana çıktığı saptanmıştır. SONUÇ: Sonuç olarak, monoklonal antikorlar (Nivolumab) kanser tedavisinde sağkalımı artırmaktadır. Ancak bu ilaçların başarısı, hemşirelerin yan etkileri erken fark etmesi ve hasta ile ailesine bu konuda eğitim vermesine bağlıdır. Multidisipliner yaklaşım ve sürekli hasta takibi, tedavi başarısını artıran en kritik unsurlardır.
INTRODUCTION: Monoclonal antibodies, a turning point in cancer treatment, are widely used in clinical practice as biological agents that target tumor cells directly by mimicking humoral immunity. The most important members of this group are monoclonal antibodies known for their targeted effects. In particular, Nivolumab, a PD-1 inhibitor, is among the leading molecules that strengthen the defense against tumor cells by activating the immune system.AIM: This study aims to examine the mechanisms of action of monoclonal antibodies (Nivolumab) frequently used in oncology units and focuses on nursing care in the management of side effects that may occur particularly in patients receiving Nivolumab treatment.METHOD: This study is a review created by scanning current literature data, NANDA nursing interventions, and clinical guidelines. It was also prepared through a retrospective analysis of patients receiving Nivolumab treatment in the clinical setting.FINDINGS: The most common side effects in patients receiving Nivolumab treatment are related to the respiratory system, including pneumonia, interstitial lung disease, pleural effusion, and dyspnea. Additionally, the gastrointestinal system can be affected, leading to colitis, diarrhea, nausea, and decreased appetite. The treatment also leads to hepatotoxicity, causing increases in AST and ALT levels. Furthermore, reactions such as dermatitis, skin rash, and itching may occur in patients. It was determined that immune-related side effects such as colitis, pneumonitis, and dermatitis are prominent.CONCLUSION: In conclusion, monoclonal antibodies (Nivolumab) increase survival in cancer treatment. However, the success of these drugs depends on nurses' early recognition of side effects and providing education to patients and their families on this subject. A multidisciplinary approach and continuous patient monitoring are the most critical factors that increase treatment success.