Mezarından Çıkartılıp Kaçırılan Gurbetteki Şehzâdenin Unutulan Türbesi: Acem Şahı Abbas'ın Yeğeni Haydar Mirza'nın Eyüp'teki Türbesi


Creative Commons License

Doğanay A.

20. Uluslararası Ortaçağ ve Türk Dönemi ve Sanat Tarihi Araştırmaları Sempozyumu, Sakarya, Türkiye, 2 - 05 Kasım 2016, cilt.1, ss.160-197

  • Yayın Türü: Bildiri / Tam Metin Bildiri
  • Cilt numarası: 1
  • Basıldığı Şehir: Sakarya
  • Basıldığı Ülke: Türkiye
  • Sayfa Sayıları: ss.160-197

Özet

Bu bildiride İran Şahı Abbas’ın sulh rehinesi olarak Osmanlı payitahtına gönderdiği yeğeni Haydar Mirza’nın (Şah Abbas’ın Veliahdı Hamza Mirza’nın oğlu Haydar Mirza) İstanbul Eyüp Sultan haziresindeki, kime ait olduğu unutulmuş türbesi, arşiv belgeleri ışığında incelenecektir. 14 Ekim 1589’da çocuk yaşta sulh rehinesi olarak İstanbul’a gönderilen Şah Abbas’ın yeğeni Haydar Mirza, İstanbul’a geldikten sonra Vefa semti civarından Pertev Paşa’nın sarayına yerleştirilmiştir. Kadırga Limanı’ndaki Sokollu Mehmed Paşa Sarayı’nda sünnet düğünü yapılmış ve kalan ömrünü İstanbul’da tamamlayarak genç yaşta yakalandığı veba hastalığından kurtulamayarak 21 Aralık 1595’te ölmüş, Eyüp’teki Şah Hatun’un türbesinin yanına defnolunmuştur. Sultan III. Mehmed’in emriyle üzerine bir türbe inşa ettirilmiştir. Şah Hatun Türbesi’nden sonra bu türbenin yanına bitişik şekilde yapıldığı için, bir yanı Şah Hatun Türbesi’ne paralel konumlandırılarak mezkûr yapıya uydurulmuş, iki paye ve dört sütunun taşıdığı altı destekli merkezî kubbeyle örtülmüş, altıgen planlı türbenin, üç yönde kenarları uzatılarak, yapıya benzerlerinden farklı bir görünüm kazandırılmıştır. Haydar Mirza’nın vefatından dört yıl sonra (23 Aralık 1599) babası Hamza Mirza İran’dan büyük bir heyetle şehzâdenin kabrini ziyarete gelmiş, bu ziyaretten sonra milliyetçi duygularla Haydar Mirza’nın kabri açılarak şehzâdenin na’şı yerinden çıkartılıp Erdebil’e götürülmüş ve yeni türbesine gömülmüştür. Na’şın kaçırılmasından sonra galeyana gelen bazı kimseler, Haydar Mirzanın mezar taşını tahrip ederek türbede medfun olan diğer kişilerin taşlarını da kazımak suretiyle burada yatanların kimliklerini tanınmaz hale getirip unutulmalarına sebep olmuştur. Yıllar sonra Haydar Mirza’nın nerede yattığı unutulmuş veya unutturulmuş ve bu türbeler çağdaş yayınlarda “bilinmeyen türbe” veya “Mehmed Çelebi Türbesi” olarak tanıtılmıştır. Bu çalışmada konu bütün yönleriyle ele alınarak vuzuha kavuşturulacaktır.