Muhafazakâr Sanat Anlayışının Kurumsallaşmasının Bir Aygıtı Olarak TÜSAK


Kösemen İ. B.

IX.European Conference On Social And Behavioral Seciences, Paris, Fransa, 3 - 06 Şubat 2016, ss.2-10

  • Basıldığı Şehir: Paris
  • Basıldığı Ülke: Fransa
  • Sayfa Sayıları: ss.2-10

Özet


Türkiye’de bir sanat kurumu oluşturma niyeti çokça kez ifade edilmiştir. Ancak bu konu, genelde ülkedeki tüm diğer “kültürel” meseleler gibi bir süre gündemde kaldıktan sonra yerini “daha önemli” konulara bırakır hale gelmiştir. Bu doğrultuda, AKP Hükümeti de Türkiye’de bir sanat kurumu oluşturma düşüncelerini zaman zaman gündeme taşımıştır.

Ancak son zamanlarda, hükümet yetkilileri yasa tasarısı halinde olan ve TÜSAK adıyla bilinen Türkiye Sanat Kurumu’nun kısa bir süre içinde yasalaşarak devreye gireceğini ifade etmektedir. Bu durumda Devlet Tiyatroları ve Devlet Opera ve Balesi gibi kurumların kapatılması gündemdedir. Bu hususa, özlük haklarını korumak ve özgürce sanat icra etmek için başta devlet sanatçıları olmak üzere tüm sanat emekçileri tepki vermektedirler.

            Bir yandan hükümet tarafından TÜSAK’ın herkesin kültür ve sanat faaliyetlerine erişebildiği bir toplumsal yapıyı kuracağı ve özerk bir sanat kurumu olacağı iddia ediliyor olsa da, diğer bir yandan İslami burjuvazinin kendi muhafazakâr kültürel ve estetik yargılarını oluşturma niyeti açıkça belirtilmektedir. Bu söylemlerle birlikte, Yasa Tasarısı’nda kurumun Bakanlar Kurulu tarafından atanacak ve doğrudan ihale açma yetkisini elinde bulunduracak bir kurul tarafından yönetilmesi gibi hususlar nedenleriyle TÜSAK’ın herkesin değil belli bir kesimin sanat kurumu olacağı yönünde endişeler artmaktadır.

            Türkiye’de bir kültür politikasından söz etmek oldukça güçtür ve bu anlamda yeni bir yapılandırma şarttır. Ancak yasa tasarısının bu şekilde yasalaşması, kültür ve sanata erişim, bu alanlarda istihdam ve yatırım konularını oldukça derinden etkileyecektir. Bu çalışmada, yasa tasarısına itirazların birleştiği noktalar saptanarak, yasalaşması halinde ülkedeki kültür ve sanat yaratım ortamına olası etkileri tartışılması amaçlanmaktadır.


 


In Turkey, in terms of establishing new cultural policy, the intention of creating an art council has been expressed by many governments. However, usually after being on the agenda for a while, this issue has been replaced by ”more important” other issues, like all the other cultural affairs in the country. In this regard, in the last ten years, the AKP Government officials also, stated the need of an Art Council occasionnally.

But recently, government officials emphasizes that the draft known as TUSAK (Turkish Art Council) will become law in a short time. In this case, the closure of institutions such as The National Theater, The National Opera and Ballet is put down on the agenda. All the art laborers, especially national artists, react to this issue in order to protect their employee rights and to perform art freely.

On the one hand, it is claimed by the Government that TUSAK will establish a social structure in which everyone can reach their cultural and artistic activities and that it will be an autonomous council; on the other hand, the Islamic bourgeoisie's intention to create its own conservative cultural and aesthetic judgments is clearly stated. With these statements, there are increasing concerns about the fact that TUSAK will be an art institution for not only everyone, but for a certain group.

It is very difficult to talk about a rooted cultural policy in Turkey and in this regard, a new configuration is inevitable. But in the event the draft becomes law, the access to culture and art will deeply affect employment, production and investment stages in these areas. In this study, it is aimed to discuss the possible effects to the creation of arts and culture by identifying common objections to the draft law.