The Legal Nature of the Process of Providing Capital in the Capital İncrease of Joint Stock Companies by Exchanging the Claim Against the Company and the Question of Whether the Claim Against the Company Should Be Valued.


Özdin F.

Legal Hukuk Dergisi, no.208, pp.1573-1638, 2020 (Other Refereed National Journals)

  • Publication Type: Article / Article
  • Publication Date: 2020
  • Title of Journal : Legal Hukuk Dergisi
  • Page Numbers: pp.1573-1638

Abstract

The subject of this study is the fulfillment of capital debt in the capital increase of joint stock companies by exchanging the debt of the company towards the existing or potential shareholder (Debt-equity-swap) under Law No. 6102. Two main issues are addressed under this heading: (I) Firstly, an answer was sought for the question of whether swap is applicable at the capital increase stage and which capital category this transaction belongs to. The fact that Law No. 6102 introduced some new regulations for the settlement of capital debts through the exchange of claims against the company brought a new dimension to the issue. And this made it necessary to carry out an in-depth examination of the legal nature of the process of providing capital through exchange in terms of capital commitment and capital increase. In this context, when considering secondary law and the recent work on the subject in the doctrine, it is observed that the qualification of the fulfilling of capital debt by exchanging of company debts is based on the separation between cash capital and in-kind capital, as before the Law No. 6102 and that the process of providing capital in this way is accepted as either a method of performing the cash capital debt or a capital in kind. But in this study, the following view is defended: The Law No. 6102 allows on the one hand the execution of capital debt through exchanging receivables from the company, on the other hand, it differentiates the swap transaction from cash and in-kind capital types and determines it as a “unique (third) type of capital”. (II) The second question in the study is whether the company's debt is assessed on the basis of the company's financial situation and solvency and whether the “nominal” value or the “economic” value should be used as a basis in this context. It is concluded that both the Law No. 6102 and the interests of the company's creditors and shareholders support the exchanging on the nominal value.

In addition, in order to give the reader a multifaceted perspective, the approaches of German and Swiss Law regarding the provision of capital through the exchange of claims against the company are briefly discussed.

Söz konusu bu çalışma, 6102 Sayılı Kanun uyarınca anonim ortaklıklarda gerçekleştirilen sermaye artırımında (mevcut ya da müstakbel) pay sahibinin yeni ihdas edilecek olan sermaye payına karşılık olarak şirkete karşı sahip olduğu alacağını taahhüt etmesi ve böylelikle sermaye payına denk gelen meblağın şirketin pay sahibine olan borcu ile takası suretiyle ifası işlemini (Debt-equity-swap) konu edinmiş olup; bu ana başlık altında iki temel mesele ele alınmıştır: (I) İlk olarak takasın sermaye artırımı aşamasında (yani artırımın tescilinden önceki kısmın ifasında) uygulanabilir olup olmadığı ve bu işlemin hangi sermaye kategorisine ait olduğu sorusuna yanıt aranmıştır. Zira 6102 sayılı Kanun’un takasa ilişkin birtakım yeni düzenlemeler getirmiş olması meseleye yeni bir boyut kazandırmış olup; sermayenin takas suretiyle sağlanması işleminin sermaye taahhüdü ve artırımı bağlamındaki hukuki niteliği hususunda ayrıntılı bir inceleme yapılmasını gerekli kılmıştır. Bu bağlamda ikincil mevzuata ve doktrinde son zamanlarda konuya ilişkin kaleme alınmış eserlere bakıldığında, sermaye borcunun şirketten olan alacağın takası suretiyle ifası işleminin nitelendirilmesinde 6102 sayılı Kanun öncesinde olduğu gibi nakdi - ayni sermaye ayrımının temel alındığı ve takas suretiyle sermaye sağlanması işleminin ya nakdi sermaye borcunun ifasına ilişkin bir yöntem ya da nakit dışı her malvarlığı unsurunun ayni sermaye kategorisine dahil edilmesi gerektiği düşüncesiyle bir (çeşit) ayni sermaye olarak kabul edildiği görülmektedir. Bu çalışmada ise 6102 sayılı Kanun’un getirmiş olduğu yeni düzenlemelerle, bir yandan sermaye artırımında sermaye borcunun takas suretiyle ifasına müsaade ettiği, diğer taraftan takas işlemini nakdi ve ayni sermaye türlerinden farklılaştırıp, “kendine özgü (üçüncü) bir sermaye (taahhüdü) türü” olarak dizayn ve kabul ettiği görüşü savunulmaktadır. (II) Çalışmada ele alınan ikinci mesele ise takasa konu alacağın şirketin mali durumu ve ödeme gücü temel alınmak suretiyle değerlendirmeye tabi tutulup tutulmayacağı ve bu bağlamda alacağın “nominal” değerinin mi yoksa “ekonomik” değerinin mi esas alınması gerektiğidir. Bu kapsamda gerek 6102 sayılı Kanun’un gerekse şirket alacaklılarının ve pay sahiplerinin korunması gereken menfaatlerinin, takasın nominal değer üzerinden yapılmasını desteklediği sonucuna varılmıştır.

Ayrıca okuyucuya çok yönlü bir bakış açısı kazandırabilmek açısından, karşılaştırmalı hukukta özellikle Alman ve İsviçre hukuklarının sermayenin sağlanması bağlamında takas kurumuna yaklaşım tarzları da kısaca ele alınmıştır.