Hz. Peygamber Döneminde Medine Sâfile’deki Ensar Yurtlarında Bulunan Mescitler


Kamacı Pekgeçgil F. Z.

İslami Araştırmalar Dergisi, cilt.33, sa.2, ss.552-574, 2022 (Hakemli Dergi)

  • Yayın Türü: Makale / Tam Makale
  • Cilt numarası: 33 Sayı: 2
  • Basım Tarihi: 2022
  • Dergi Adı: İslami Araştırmalar Dergisi
  • Derginin Tarandığı İndeksler: Index Islamicus, TR DİZİN (ULAKBİM), Sobiad Atıf Dizini
  • Sayfa Sayıları: ss.552-574
  • Marmara Üniversitesi Adresli: Evet

Özet

ÖZ Medine’deki ilk mahalle mescitlerinin teşekkül süreci hicret öncesine, Akabe Görüşmeleri (620-622) neticesinde Medine’de başlayan tebliğ faaliyetlerine dayanır. Bu süreçte belirli yerler namaz kılmaya münhasır kılınmış, hicret sonrasında Hz. Peygamber’in Mescid-i Kubâ ve Mescid- i Nebevî’yi inşâ etmesiyle Medine’deki ilk mescitler teşekkül etmiştir. Yine de Allah Resûlü döneminde Medine’deki ensar mahallelerinde inşâ edilen mescit sayısının sınırlı olduğu görülür. Bunların sayısı planlı olarak sürdürülen bayındırlık faaliyetleri neticesinde Emevîler (41-132/661- 750) döneminde artmıştır. Zaman içerisinde Hz. Peygamber döneminde mescit işlevi gören mekânlarla Emevîler döneminde inşâ edilenler arasındaki ayırım unutulmuştur. Bu durum, konu ile ilgili rivayetlere oldukça detaylı yer veren şehir tarihlerini de etkilemiştir. Yine de dikkatli bir kaynak incelemesiyle Allah Resûlü’nün ensar evlerini ziyâret vb. sebeplerle namaz kıldığı ve Emevîler döneminde o namaz kıldığı için üzerinde mescit inşâ edilen mekânlarla, namaz kıldığı ya da ziyaret ettiği sırada da mescit olan yani namaz kılmaya ayrılmış bulunan mekânları ayırt etmek mümkün olmaktadır. Bu makalede henüz Hz. Peygamber hayatta iken Medine’nin Sâfile bölgesinde mevcut olan mescitler tespit edilmiş ve sonradan inşâ edilenlerden ayırmamızı sağlayacak yönleriyle incelenmiştir. Bunlar Benî Muâviye, Benî Zafar, Benî Zureyk, Benî Mâzin, Benî Beyâda, Benî Sâide, Benî Abdüleşhel, Benî Hârise ve Benî Amr b. Mebzûl Mescitleridir. Medine mescitleri ile ilgili kaynakların yanı sıra çağdaş araştırmalar da gözden geçirilmiş, eksiklikleri tespit edilmek suretiyle bu araştırmayı öncekilerden farklı kılan hususlar net bir şekilde ortaya konulmuştur.