21. yüzyılda Ailede Din Eğitimine Meydan Okumalar ve Çözüm Yolları


Yorulmaz B.

Uluslararası İslam Eğitimi Kongresi, İstanbul, Türkiye, 12 - 13 Nisan 2019, ss.633-645

  • Basıldığı Şehir: İstanbul
  • Basıldığı Ülke: Türkiye
  • Sayfa Sayıları: ss.633-645

Özet

Aile kurumunun geleceği hakkında araştırmacılar birçok tahminde bulunmaktadırlar. Bu tahminlere göre aile kurumu varlığını

sürdürecek olsa bile aile yapısında marjinal değişiklikler olacaktır. Aile kurumunun geleceği ile ilgili tahminler yakın gelecekte

gerçeğe dönüşecek gibi görünmektedir. Bu tehditlere karşı yapılacak mücadele ise günümüzdedir. Bu tahminlerin güçlü bir şekilde

gerçeğe dönüşmesini engellemek için hem günümüzde hem de yakın gelecekte aile kurumuna en büyük etkide bulunan medyaya

karşı tedbir alınmalıdır.

Modern toplumda medya ailede anne babanın yanında üçüncü bir ebeveyn olarak konumlanmaktadır. Yoğun şekilde kullanılan

medya; çocukların ev ödevlerine, ailenin nitelikli beraberliğine, ailede yapılacak din ve değerler eğitimi uygulamalarına, kitap

okumaya, oyun oynamaya ayrılacak zamanı ya azaltmakta ya da tamamen ortadan kaldırmaktadır. Bu durum da ailede ve okulda

verilmek istenen din ve değerler eğitimini engelleyici bir etki ortaya çıkarmaktadır.

Televizyonun yoğun kullanımı bile ailede verilecek değerler eğitimi için güçleştirici bir etkiye sahipken televizyon programlarının

içeriği incelendiğinde daha büyük tehlikeler göze çarpmaktadır. Çocuklar televizyon sebebiyle yoğun bir şekilde cinsellik ve şiddet

görüntülerine maruz kalmaktadırlar. Televizyonda sıklıkla cinsel içeriğe maruz kalan gençler cinselliği gözlerinde büyütmekte ve

evlilik öncesi cinsel ilişkiye daha kolay ikna olmaktadırlar. Televizyonda şiddet görüntülerine maruz kalma ise şiddeti modelleme,

korku ve kaygının artması, şiddete karşı duyarsızlaşma ve daha fazla şiddet görme arzusuna neden olmaktadır.

İnternet kullanıcılarının büyük bir kısmı interneti sosyal medyaya erişmek için kullanmaktadır. Sosyal medyanın dindar insanlar

açısından en büyük tehlikesi gösterişçi dindarlıktır. Sosyal medyanın özü paylaşmaya dayalıdır. Paylaşılan yazı ya da fotoğraf ise

üç tür tepki beklenilerek paylaşılır. Bunlar beğenme, yorum yapma ve paylaşma’dır. Dolayısıyla din söz konusu olduğunda, sosyal

medyanın özü dindarı gösteriş yapmaya yöneltir. Dua, kandil ve bayram tebrikleri yerini namaz, umre, hac selfilerine bırakır. Kişi

çocuğunun ilk namazını, ilk örtünmesini, ilk hatmini, kendi kıldığı namazı, tavafını, sa’yini, okuduğu duayı paylaşmaya başladığında

artık dindarlık sınırlarını çoktan aşmış gösterişçi dindarlığa, belki de daha özel tabiriyle sosyal medya dindarlığına adım atmıştır.

Online dijital oyunlar ise ailede din eğitimi açısından çok daha büyük tehditler barındırmaktadır. Yapılan araştırmalar dijital oyunlarda

yer alan cinsellik ve şiddet unsurlarının uygulama ve tekrara imkan tanıması sayesinde televizyon ve sinemadan çok daha

etkili olduğunu ortaya koymuştur. Örneğin dijital oyun kullanıcıları islamofobik bir oyunda bir ABD askeri ile özdeşleşmekte, terörist

olarak gördüğü Müslümanları öldürmekte, planlamadan eyleme kadar bütün aşamaları bizzat tecrübe etmekte, bu eylemi

defalarca kez tekrarlamakta ve Müslüman öldürdükçe puan kazanmaktadır.