İdarenin Kadına Yönelik Şiddete İlişkin Yükümlülükleri ve Sorumluluğu


Aynural M. S.

12. Uluslararası Suç ve Ceza Film Festivali, İstanbul, Türkiye, 18 - 24 Kasım 2022, sa.2575, ss.371-378, (Tam Metin Bildiri)

  • Yayın Türü: Bildiri / Tam Metin Bildiri
  • Basıldığı Şehir: İstanbul
  • Basıldığı Ülke: Türkiye
  • Sayfa Sayıları: ss.371-378
  • Marmara Üniversitesi Adresli: Evet

Özet

Kadınlar, geçmişten günümüze toplumsal cinsiyet eşitliğinin sağlanamamış olması sebebiyle siyasi hak kazanımı, eğitimde fırsat eşitliği, iş hayatında yükselebilme gibi erkekler için olağan sayılan birçok hakkını onlardan çok daha sonra elde edebilmiştir. Anayasanın 10. maddesinde benimsenen kanun önünde eşitlik ilkesi gereğince de jure olarak - istisnalar hala mevcut olmakla birlikte – kadın erkek eşitliğinin sağlanması bakımından ciddi oranda ilerleme kat edilmişse de de facto olarak aynı oranda ilerleme sağlandığı söylenemeyecektir. Eşitsizliğin bir toplumsal norm olarak kanıksanmış olması, hukuki olan durumun hayata geçirilmesine engel olmaktadır.

Kadına yönelik eşitsizlik ve ayrımcılığın en ağır sonuçlarının kadına yönelik şiddet eylemleriyle ortaya çıktığı görülmektedir. Kadınlara Yönelik Her Türlü Ayrımcılığın Önlenmesi Uluslararası Sözleşmesi (CEDAW) Komitesinin 19 ve 35 sayılı Genel Tavsiye Kararlarında da cinsiyete dayalı şiddetin bir ayrımcılık türü olduğu kabul edilmiştir. Toplumda eşit haklara sahip olabilmek için bir mücadele serüveni içinde olan kadın, kendisine sistematik olarak gerçekleştirilen şiddetle de mücadele etmek zorunda kalmaktadır. Kadına yönelik şiddetin önlenmesi amacıyla en büyük görev idareye düşmektedir. Başta Anayasa ve 6284 sayılı Ailenin Korunması ve Kadına Karşı Şiddetin Önlenmesine Dair Kanun olmak üzere mevzuatta idareye birtakım pozitif yükümlülükler yüklendiği görülmektedir. Bu yükümlülüklerin yerine getirilmemesi idarenin sorumluluğunu gündeme getirmektedir.