Bilgi Yönetimi Ve Bilgi Güvenliği: eBelge- eArşiv- eDevlet- Bulut Bilişim-Büyük Veri- Yapay Zekâ


Creative Commons License

Yalçınkaya B. (Editör) , Ünal M. A. (Editör), Yılmaz B. (Editör), Özdemirci F. (Editör)

Ankara Üniversitesi, Ankara, 2019

  • Basım Tarihi: 2019
  • Yayınevi: Ankara Üniversitesi
  • Basıldığı Şehir: Ankara

Özet

Günümüz dünyasında, bilginin üretilmesinden/oluşturulmasından ziyade
nasıl daha etkin yönetileceğinin önem kazandığı rahatlıkla söylenebilir. Buna
gerekçe olarak da; veri, enformasyon ve bilginin yıllar içerisinde katlanarak
artması (ve bu artışın neredeyse logaritmik olarak katlanmaya devam etmesi)
nedeniyle bu veri, enformasyon ve bilginin, özellikle kurumsal ve ticari
amaçlar için bir stratejik rekabet avantajı olarak kullanımının sağlanabilmesi
gösterilmektedir. Bunun yanında, Bilgi ve İletişim Teknolojilerinin (BİT)
girişimsel anlamda özellikle Kuzey Amerika olmak üzere, Avrupa, Uzak
Doğu ve Avusturalya kaynaklı yeni bir dönüşüm/ilerleme geçirmesi, bu
teknolojilerin dünyanın geri kalanında da benimsenmesine yol açmış; kavram,
resmi organların/ajansların da kurumsal veri, enformasyon ve bilgilerini bu
yeni oluşan bağlamda ele almalarını zorunlu kılmıştır. Burada bahsedilen
olgu, sadece bilginin elektronik ortamda yönetimini değil, bu yönetimin yeni
nesil araçlarla daha etkin yapılabilmesi ve ortak ağların birbirleriyle
konuşabilmesini içermektedir.
Kitle iletişim araçlarının (televizyon, akıllı telefon vb.) artık sıradan ve rutin
hizmetlerinin yanında (karasal/sayısal yayın, radyo, sesli iletişim vb.)
sağlığımızı yöneteceği, spor/antrenmanlarımızı analiz ederek nasıl daha fit
görüneceğimizi veya en güzel restaurant/kafe önerilerini sunabileceği kimin
aklına gelirdi ki? Bilimsel araştırmaların yıllar içerisinde elde ettiği birikimler,
zamanla toplumun tabanına da yayılarak sadece davranışlarımızı değil, bu
cihazlara olan bakış açılarımızı da değiştirdiği aşikârdır. Peki, tüm bu “kişisel
asistan hizmetleri” sadece yazılımla/kod depolarının birleştirilmesi ile mi
oluyor? Bu sorunun cevabı evet olmakla birlikte tam cevap şu şekilde
verilebilir: Evet, yazılım ve programlama teknolojileri, gün geçtikçe kendini
aşıyor, sınırlı sayıda da olsa “istenilen her şey”i cihazlarımızın yardımıyla
yapabiliyoruz. Tek yönlü bir iletişimden ziyade, depoladığı/aldığı verileri
tekrar tekrar analiz edebilen, bunları yorumlayabilen ve yeni öneriler olarak
karşımıza çıkaran bir teknoloji unsuru var: Yapay zekâ.
Hepimiz az çok yapay zekânın ne olduğunu biliyoruz; ancak çalışma
prensipleri, ilişkide olduğu ve ortak çalıştığı diğer unsurlar, beslendiği
kaynaklar hakkında bilgimiz var mı? Bu tür bilgilere sahip olmadan, gerek
veri, enformasyon ve bilgi üretimi gerekse bunların yeniden kullanımı
hakkında herhangi bir fikre sahip olmak oldukça zor görünüyor.
Alanımız açısından bakıldığında, yapay zekâ teknolojilerinin şu unsurlar
bağlamında da ele alınabileceği rahatlıkla söylenebilir: