Tez Türü: Doktora
Tezin Yürütüldüğü Kurum: Marmara Üniversitesi, Sosyal Bilimler Enstitüsü, Türkiye
Tez Danışmanı: Ahmet Gökcen
Tezin Onay Tarihi: 2017
Tezin Dili: Türkçe
Desteklendiği Program: TÜBİTAK 2244 Programı
Özet:
Suça teşebbüste hazırlık hareketleri ile icra hareketlerinin birbirinden ayrılması meselesi, ceza hukukunun uzun bir süredir üzerinde tartıştığı ve halen güncelliğini koruyan önemli bir ceza hukuku problemidir. Bu mesele bir yandan devletin hangi andan itibaren ceza hukuku araçlarıyla bir insan davranışına müdahale edebileceğini ilgilendirirken, diğer yandan da bireyin hareket serbestisinin sınırlarının belirlenmesi bakımından önemli bir fonksiyonu icra etmektedir. Ceza kanunlarında genellikle hazırlık hareketlerinin cezalandırılmaması prensibi benimsenir. Çünkü bu tarz hareketler korunan hukuki yarar yönünden tehlikeli kabul edilmedikleri gibi, çoğu zamanda failin kastının belirsiz olması sebebiyle cezaya layık görülmezler. Bununla birlikte, hazırlık hareketlerinin istisnai olarak cezalandırıldığı durumlar da bulunmaktadır. Bunlar genellikle, ceza kanunlarının özel hükümler kısmında hazırlık hareketlerinin cezalandırıldığı suç tiplerine yer verilmek suretiyle kendilerini gösterirler. Hazırlık hareketlerinin kural olarak cezalandırılamaması, cezalandırılabilir olan icra hareketleriyle birbirinden ayrılması gerekliliğini ortaya çıkarır. Bu iki hareket tarzının ve bunların gerçekleştirildiği aşamaların birbirinden ayrılması, bireyin hukuki güvenliği açısından önem taşır. Bu bakımdan, hazırlık hareketleri ile icra hareketleri arasındaki sınırın kesin bir biçimde ayrılması, bir yandan ceza hukukunun bir ödevi iken, böyle bir ayrımın bireyler tarafından bilinmesinin sağlanması ise birey açısından bir hak olarak karşımıza çıkmaktadır. Bu çalışmada, hazırlık hareketlerinin icra hareketlerinden ayrılması meselesine ilişkin doktrinde ileri sürülen teorilerin ortaya koyduğu görüşler ve meseleye ilişkin yargı kararlarında benimsenen uygulamalar incelenmiştir. Bu iki hareket tarzı arasındaki sınırın nasıl belirleneceği hususunda, pozitif düzenlemelerin yanı sıra olması gereken hukuk açısından hangi yaklaşımın benimsenmesi gerektiği konusunda görüş ve düşüncelere yer verilmiştir. Bahse konu ayrımın, iştirak halinde işlenen suçlarda, ihmali suçlarda, sebebinde serbest hareketlerin (alic) varlığı durumunda, suçun nitelikli hallerinin gerçekleştiği durumlarda ve özellik arz eden bazı suç tiplerinde ne şekilde yapılacağı, çalışmanın son bölümünde inceleme konusu yapılmıştır.