Tez Türü: Doktora
Tezin Yürütüldüğü Kurum: Marmara Üniversitesi, Fen - Edebiyat Fakültesi, Biyoloji Bölümü, Türkiye
Tez Danışmanı: Salim Süner
Tezin Onay Tarihi: 2024
Tezin Dili: Türkçe
Özet:
Ağır metaller, fiziksel olarak yoğunlukları 5g.ml-1’den fazla olan metallerdir. Her bir ağır
metal için değişmekle beraber belirli konsantrasyon değerlerinin üzerinde genellikle
canlılar üzerinde toksik etkili ve aynı zamanda çevre kirliliğinin de bir sebebidirler. Bu
nedenle ağır metal kontaminasyonunun özellikle kantitatif olarak izlenmesi, oldukça
önemli araştırma konularından biridir. Bu konuda zaman içerisinde ağır metal kirliliğinin
tespitinde çeşitli organizmalar ya da söz konusu organizmaya ait spesifik organ ve/veya
dokuların “biyomonitör” olarak kullanılmaları oldukça pratik bir uygulama olarak
yaygınlaşmıştır.
Bu çalışmada, Spatangus purpureus O. F. Müller 1776 (Büyük Mor Kalp Kestanesi),
Parapenaeus longirostris Lucas, 1846 (Karides), Macropipus depurator Linnaeus, 1758
(Yengeç), Serranus hepatus Linnaeus, 1758 (Hani balığı) türlerine ait bireylerin ağır metal
birikiminin kantitatif olarak tespiti ve çevresel ağır metal konsantrasyonları ile korele olup
olmadıklarının belirlenerek canlıların biyomonitör olarak kullanılıp
kullanılamayacaklarının belirlenmesi amaçlanmıştır. Bu amaçla Marmara Denizi
genelinde belirlenen 14 noktadan su, sediment ve canlı örnekleri algarna yardımıyla elde
edilmiş ve canlılara ait karaciğer, mide, solungaç veya tüm sindirim sistemi kısımlarında
ağır metal konsantrasyonları ICP-OES yöntemiyle belirlenmiştir. Elde edilen veriler, gerek
FAO, WHO ve US EPA gibi uluslararası kurumların gerekse yerel hükümetlerin belirlediği
limit değerlere göre kıyaslanmıştır.
Çalışma sonucunda elde edilen verilere göre Marmara Denizi’nde pek çok istasyonda farklı
ağır metaller yönünden, güvenli olarak ifade edilen limit konsantrasyonların aşıldığı;
araştırılan istasyonların hepsinde hem su hem de sediment örneklerinde, yaygın bir bakır
kirliliğinin yaşandığı ortaya çıkmıştır. Bu anlamda özellikle körfez bölgelerinden veya
yakınlarından toplanan örneklerin (İzmit, Bandırma, Gemlik ve Erdek), genel olarak gıda
şeklinde tüketilmelerinin uygun olmadıkları saptanmıştır. Çalışma kapsamında yer alan
canlıların tam bir “biyomonitör” olarak değerlendirilemeyeceği belirlenmiştir.