18. YÜZYIL YAZILI ANAYASACILIĞIN ORTAYA ÇIKIŞINDA MÜLKİYET VE VERGİ


Arş. Gör. MUSTAFA BOZOKLU

Tez Türü: Yüksek Lisans

Tezin Yürütüldüğü Kurum: Marmara Üniversitesi, Hukuk Fakültesi, Kamu Hukuku Bölümü, Türkiye

Tez Danışmanı: Oya Boyar

Tezin Onay Tarihi: 2022

Tezin Dili: Türkçe

Özet:

Britanya Parlamentosu tarafından kabul edilen ve kolonilerden gelir elde etme amacı güden 1765 tarihli Damga Vergisi Yasası'nın Parlamento'da temsiliyeti bulunmayan kolonistler tarafından yoğun bir şekilde eleştirilmesi sonrasında başlayan tartışmalar, Amerika ile Britanya arasında büyük bir anayasal krize neden olacaktır. Bu kriz, Britanya Kral'ının yetkilerine, Parlamento'nun yetkilerine, Britanya Anayasası'nın belirsizliği ve sonrasında yazılı bir anayasaya olan ihtiyaca, kolonilerin hukuki statüsüne dair pratik tartışmaları gündeme getirdiği gibi; başta temsiliyet ve vergilendirme yetkisi arasındaki ilişki, mülkiyet hakkının yasama ve özgürlük ile olan felsefesi bağlantısı, İskoç ve İngiliz Aydınlanması, Protestan inanış biçimi, aristokrasiye yönelik eleştiriler, federalizm tipi yönetim ekseninde adem-i merkeziyetçilik, sosyal sözleşme kuramı gibi başlıkları da içerisinde barındırmaktadır. Her ne kadar İngiliz atalarının hukuki ve siyasi kavramları ile düşünseler de, bu kavramlara kendi dönemi içerisinde Şanlı Devrim sonrası ortaya çıkan mutlak parlamento düşüncesine karşı yeni anlamlar yükleyen kolonistler, bir dönemin yerleşik düzenine karşı gerçekleşen İngiliz devrimlerini çok daha radikal bir noktaya taşıyacaklar ve Britanya'ya karşı bağımsızlıklarını ilan etmelerinden sonra tarihin ilk yazılı anayasasını yürürlüğe koyacaklardır. 18. yüzyıl Amerikan anayasacılığı 17. yüzyıl Britanya'sında meydana gelen olaylar ve bu olaylar sırasında yapılan tartışmalar ışığında şekillenmiştir. Daha doğrusu Amerikan Devrimi gerçekleşirken ve onun nihai eseri olan Amerikan Anayasası kaleme alınırken Amerikalıların zihinlerindeki kavram örgüsünün, psikolojik dürtülerin ve siyasal motivasyonların arka planında atalarının 17. yüzyılda Britanya'dan Amerika'ya getirdiği yasalar, gelenekler, düşünceler, öfkeler ve özlemler vardı. Bu nedenle çalışmamızın ilk bölümünü Anglo-Sakson anayasacılığının bu iki yüzyıl arasındaki kıtalararası geçişkenliğinin boyutlarını ortaya çıkarmak amacıyla görece uzun bir şekilde 17. yüzyıl Britanya anayasacılığının tarihine ayırdık. Birinci bölümle aynı doğrultuda "insan, hak ve kurumlar" bağlamında ele aldığımız Amerikan anayasacılığı ise ikinci bölümde yer almaktadır. Bu bölümde Amerikan anayasacılığı, İngiliz anayasal gelenekleri, doğal hak düşüncesi ve cumhuriyetçi siyasal kültür gibi farklı veçheleriyle bir arada ele alınarak çok kapsamlı bir okumaya tabi tutulmuştur.