Postmortem dokulardan aminoasit rasemizasyon tayini ile kronolojik yaşın belirlenmesi


Dr. Öğr. Üyesi SITKI TIPLAMAZ

Tez Türü: Tıpta Uzmanlık

Tezin Yürütüldüğü Kurum: Marmara Üniversitesi, Tıp Fakültesi, Dahili Tıp Bilimleri Bölümü, Türkiye

Tez Danışmanı: Nurşen Turan Yurtsever

Tezin Onay Tarihi: 2017

Tezin Dili: Türkçe

Desteklendiği Program: Diğer

Özet:

Yaş tayini adli bilimlerin en önemli konularından biridir. Özelikle Türkiye gibi doğum verilerinin düzenli olarak tutulmadığı bir ülkede, kronolojik yaş tayini, adli tıp uzmanlarınca cevaplanması sıkça istenen bir sorudur. Pratik uygulamada halen yer alan (radyolojik kemik ve diş gelişimi ile) yaş tayini 25 yaşına kadar (± 1 yıl) bilimsel olarak saptanabilmektedir. Kemik ve diş gelişimini belirleyen radyolojik yöntemler 25-50 yaş arasında olan kişilerde ayırt edici özellik göstermemektedir. Bu nedenle 25-50 yaş arasındaki kişilerde net yaş tayini yapılamadığı bilinmektedir. Pratikte halen uygulanan yöntemlerin bir dezavantajı ise, tayin edilen yaşın doğruluğu, yorumlayan kişinin beceri ve deneyimine çok bağlı olmasıdır. Ayrıca kemik gelişimi, hormonal hastalıklardan ve beslenmeden de etkilenmektedir. Bu gibi durumlar daha objektif yöntemlerin gerekliliğini ortaya koymaktadır. Amino asit rasemizasyonu; amino asitlerin zaman içinde nonenzimatik olarak optik aktif formun izomerizasyon sürecidir (D-Form↔L-Form). Yapım ve yıkımın çok az olduğu dokularda amino asitler zamanla L-formundan D-formuna dönüşür ve bulundukları dokularda birikirler. Rasemizasyon hızlar sırasıyla aspartat>glutamat≈alanin şeklindedir. Birçok deneysel çalışma göstermiştir ki dişlerden elde edilen D-Aspartat/L-Aspartat oranının biyokimyasal yöntemlerle belirlenmesi ile kronolojik yaş tayini yapılabilmektedir. Ayrıca literatürde diş yanında, deri ve kıkırdak dokularından da aminoasit rasemizasyon tayini konusunda olumlu çalışmalar vardır. Bu çalışmada 45 kişiden alınan kulak kıkırdağı ve kalça derisi doku örneklerindeki (toplamda 90) aspart, glutamat ve alanin amino asitlerinin D ve L formlarının miktarları HPLC ile saptanmıştır. Daha sonra çalışılan dokulardaki rasemizasyon birinci derece kimyasal reaksiyon olmasın nedeniyle elde edilen veriler"ln[(1 + D/L-aa)/(1 - D/L-aa)]= 2k1t + sabit sayı" denkleminde yerine konulmuş ve olguların doğrulanmış kimlik yaşları(kronolojik yaşları) ile arasındaki ilişkiye bakılmıştır. Çalışılan 45 kıkırdak dokusunda sadece aspartatın doğrulanmış kimlik yaşı ile koreledir ve korelasyon r=0,779 (p<0,0001) olarak saptanmıştır. Yapılan doğrusal regresyon analizinde yaşla ilgili aşağıdaki denklem oluşturulmuştur; Yaş(yıl)= -5,157 + 519,489*Ln(D/L aspartat)kıkırdak, standart sapma= ± 5,293 Çalışılan 44 deri dokusunda sadece aspartatın doğrulanmış kimlik yaşı ile az da olsa korele olduğu saptanmıştır ve korelasyon r=0,356 (p=0,026) olarak saptanmıştır. 44 olgunu hem kıkırdak hem de deri örneği aspartat verileri kullanılarak yapılan çoklu regresyon analizinde korelasyon r=0,828(p<0,0001) olarak saptanmış ve yaşla ilgili aşağıdaki denklem oluşturulmuştur; Yaş(yıl)= -24,427 + 500,875*ln[(1 + D/L aspartat)/(1 - D/L aspartat)]- kıkırdak + 515,227* ln[(1 + D/L aspartat)/(1 - D/L aspartat)]-deri, standart sapma= ± 4,79 Aynı olgunun iki farklı dokusundan elde edilen verilerden daha dar yaş tahmin aralığı ve daha doğru sonuçlar elde edilmiştir. Ama tahmin edilen yaş aralığı ve doğruluğu adli amaçlarla kullanılabilecek düzeyin üzerinde saptanmıştır. Saflaştırılmış proteinlerin, farklı dokuların ve çoklu amino asitlerin kullanılması ile daha doğru ve yaş tahmin aralığı daha dar sonuçların elde edilebileceği düşünülmektedir.