Proteazom İnhibisyonu Ve Şaperon Aracılı Otofaji İnhibisyonu Kombinasyonunun Meme Kanseri Hücrelerinde Apoptoz Ve Otofaji Açısından Değerlendirilmesi


Yılmaz B. (Yürütücü), Kartal Özer N., Koçtürk A. S.

TÜBİTAK Projesi, 2013 - 2015

  • Proje Türü: TÜBİTAK Projesi
  • Başlama Tarihi: Nisan 2013
  • Bitiş Tarihi: Ekim 2015

Proje Özeti

Hücreiçi protein döngüsünden sorumlu ve yüksek oranda bulunan bir enzimatik kompleks olan proteazomun inhibisyonu,

oldukça etkili bir anti-kanser terapi yaklaşımıdır. Bu inhibitörlerden bortezomib, birinci sınıf bir ajan olarak sunulmuş ve klinikte

birçok farklı kanser türünde aktif olarak kullanılmaktadır. Özellikle solid tümörler olmak üzere bazı kanser türlerinde

bortezomibe karşı rezistans gelişmesi ve bunun yanı sıra nöropati gibi ciddi yan etkilerin gözlenmesi alternatif inhibitörlerin

geliştirilmesi yönünde çalışmalara yol açmıştır. Bunlardan kliniğe yeni girmiş olan carfilzomib, bortezomibe oranla daha hedefe

yönelik olan etkisiyle daha az yan etkiye yol açmaktadır.

Proteazom inhibisyonu ile birçok farklı yolak inhibe edilerek, kanser hücrelerinin çeşitli yollardan ölüme gitmesi sağlanmaktadır.

Öncelikli olarak apoptotik ölüm hedeflenmekte ama başka degradasyon mekanizmalarının devreye girmesi ile hücreler

rezistans göstermektedir. Bu durumda son yıllarda da çalışmalara yüksek oranda konu olan otofaji bu mekanizmalardan

birisidir. Otofaji makro-, mikro- ve şaperon aracılı otofaji olarak incelenmekte ve makrootofaji ile proteazom inhibisyonuna karşı

oluşan rezistansın aşılmasına dair birçok çalışma literatürde yer almaktadır. Şaperon aracılı otofajinin bu rezistanstaki rolüne

dair ise çok az sayıda çalışma mevcuttur. Bu nedenle planlanan çalışmada bu yolağın aydınlatılması ile literatüre katkı olacağı

düşünülmektedir.

Meme kanseri kadınlar arasında kansere bağlı ölümlerin en sık nedenidir. Östrojen reseptörleri (ER), özellikle meme

karsinomasının gelişimi ve progresyonunda önemli role sahiptir. Östrojen reseptörü meme tümörlerinin yaklaşık % 75’inde

önemli bir prognostik ve terapötik belirleyicidir. Terapötikler ile östrojenin tumörü arttırıcı etkileri bloke edilmeye çalışılmasına

karşın, ER pozitif meme kanserli hastaların yaklaşık %50’si bu tedaviye bir süre sonra cevap vermemekte ve de-novo direnç

geliştirmektedir. Bu gelişen dirençte, proteazomal degradasyonun etkili olabileceğini gösteren çalışmalar mevcuttur. Ayrıca

meme kanseri terapisinde artış göstermiş olan ErbB2/HER2 reseptörü de klinik olarak valide edilmiş bir hedeftir ve

ubikütinlenmenin ardından proteazom ile degrade olduğu bilinmektedir.

Bu projede amaç; yeni nesil proteazom inhibitörü carfilzomib ile klinikte yoğun olarak kullanılmakta olan proteazom inhibitörü

bortezomibin etkilerinin şaperon aracılı otofaji inhibisyonu ile kombinasyon halinde kullanılarak karşılaştırılmasıdır. Çalışmada

östrojen reseptör negatif/pozitif ve HER2 (insan epidermal büyüme faktörü reseptörü) negatif/pozitif meme kanseri hücreleri

kullanılacaktır. Meme kanserinde carfilzomib kullanımına dair ayrıntılı bir çalışma bulunmamaktadır. Dğer taraftan bortezomibe

karşı yan etki gelişmesi durumundan dolayı bortezomib ve carfilzomib kombine kullanımları da test edilecektir. Ayrıca

bortezomib yerine carfilzomib kullanımı ya da carfilzomib ile birlikte daha düşük doz bortezomib kullanımı değerlendirilecektir.

Ayrıca bu proteazom inhibitörleri ve şaperon aracılı otofaji inhibisyonu ile hücrelerin ölüm oranlarını karşılaştıran da bir çalışma

mevcut değildir. Bu açılardan bakıldığında çalışmanın oldukça özgün olduğu düşünülmektedir. Yanısıra kariyerimde yapmayı

plandığım çalışmalara ışık tutacağı ve birçok yeni çalışmaya kaynak olacağına inanmaktayım.

Anahtar Kelimeler: Proteazom, Bortezomib, Carfilzomib, Şaperon Aracılı Otofaji, Meme Kanseri