Bezeklik duvar resimlerindeki 9. tapınak pranidhi sahnelerinin desen ve tasvir analizi


Thesis Type: Postgraduate

Institution Of The Thesis: Marmara University, Institute Of Fine Arts, Traditional Turkish Handicrafts Art Major, Turkey

Approval Date: 2018

Thesis Language: Turkish

Student: GÜNEŞ AYIRTIR

Consultant: Şehnaz Biçer

Abstract:

Orhun kitabelerinde, 717 yılında adı geçen Uygurlar, yerleşik hayata geçen ilk Türk topluluğudur ve Uygur sanatı bu yüzden Türk sanat tarihinde özgün bir yere sahiptir.

745'te Göktürk hakimiyetini yıkarak, Ötüken'de devlet kuran Uygurlar, yaklaşık 100 yıl kadar süren bir gelişmeden sonra bir kısmı Turfan Uygurları diğer bir kısmı olan Sarı Uygurlar olarak ayrıldılar ve bu gün hala Sincan Özerk Bölgesinde, batı Çin sahasında yaşamaktadırlar .

Uygurlar Türkleri Doğu Türkistan ‘da Murtuk, Bezeklik, Turfan, Sengim, Karabalsagun ve Kızıl gibi pek çok şehri sanat merkezi haline getirmiştir. Turfan Havzası olarak bilinen bu bölgenin kültürel mirasına 19. yüzyıly sonu ile 20. yüzyılın başlarında yapılan arkeolojik kazılar sonucu ulaşılmıştır. Bu kazılarda Uygur kültürüne ait pek çok heykel, duvar resmi, mimari yapı ve belgeler gün ışığına çıkartılmıştır.

Klasik Uygur sanatının en güzel örneklerinin bulunduğu Bezeklik Bin Buda Külliyesi, Murtuk Vadisi'nde kayalara oyulmuş kırk tapınaktan oluşmuştur. Kumda gömülü halde bulunan Bezeklik Tapınaklarının da bulunduğu bu alan, devrin en önemli tarihini gözler önüne sermektedir. Bezeklik Tapınaklarında Uygurların o devrinde mensup oldukları dinlerden en yaygın olan Buda dinine adanmış heykel ve freskolar yer almaktadır. Birçok sembolik, kozmolojik ve mitolojik anlamların yanı sıra bu heykel ve freskolar sanat tarihi için önemli belgeler; sanat nesnesi olarak da orijinal birer eserdir.

i

Alman arkeolog ve Orta Asya kaşifi Albert Von Le Coq'un 20. yüzyılda yapmış olduğu bu kazılar sonucunda, gün ışığına çıkartılan 9. tapınak ve içindeki on üç sunum sahnesi, 8. ve 13. yüzyıllar arasına tarihlendirilmiştir. Bu sunum sahneleri, 8. yüzyılda Asya'nın orta kesiminde yaşayan ve yaşamış oldukları çağın koşullarına göre, farklı dinlerin etkisinde olup, çeşitli yaşayış biçimleri deneyimleyen bir toplum için oldukça zengin bir mirastır.

Resim ve yazının aynı karede olduğu bu sahnelerde, imgelerin sonsuzluğu, kutsal sözcüklerle bir kere daha vurgulanmıştır. Söz merkezli metafiziksel vurgular, yapılan resmin ait olduğu düşünsel boyut hakkında bize çeşitli mesajlar iletmiştir.

Uighurs, who were mentioned in Orkhon inscriptions in 717, are the first Turkic community that abandoned nomadic life and settled down. Therefore Uighurs art has a peculiar role in Turkic art history.

After overthrowing the dominance of Gokturk’s, Uighurs established their own government. Uighurs’ government developed in other region for about 100 years until it divided into two parts: Turpan Uighurs and Yugurs(Yellow Uighurs). Nowadays Uighurs are still living in the Xinjiang Anhonomous Regon.

Many cities in East Turkistan like Murtuk, Bezeklik, Turpan, Sengim, Karabalsagun, and Kızıl have become a center of art by Uighurs. The area that is known as Turpan Basin, has found by archeological excavations in the end of 19th and beginning of 20th century. A large number of sculptures, wall paintings and architectural structures and monuments from Uighurs were found during the excavations.

Bezeklik grotto complex located in Murtuk Valley is the most beautiful example of typical Uighurs’ art. The complex consisting was found buried in sand, of forty temples. Bezeklik grottoes are significant concerning history and art. There cultural heritage of the area Buddha related sculptures and frescoes in Bezelik temples because Buddhism was the mostcommon religion in Uighurs’ community at the time. Besides their symbolic, cosmological and mythological importance, sculptures and frescoes are important documents for art history: they are significant samples as art object.

German archeologist and explorer of Central Asia Albert Von Le Coq has excavated the 9th temple and 13 presented scenes inside dated between 8th-13th century. These presented

iii

stages are a great heritage for the community which has been under the influence of different religions and living in the Central Asia during the 8th Century.

Images and text have presented in the same scenes. Therefore infinity of symbols’ was highlighted with sacred words. Word based metaphysical emphasis’ are giving us messages about the intellectual dimension of pictures. Today’s sacred architectural buildings are a continuation of this tradition.