Ebü’l-Berekat El-Bağdadi’de tabiat felsefesi


Thesis Type: Doctorate

Institution Of The Thesis: Marmara Üniversitesi, Turkey

Approval Date: 2008

Thesis Language: Turkish

Student: Ferruh Özpilavcı

Supervisor: ALİ DURUSOY

Abstract:

EBÜ’L-BEREKÂT EL-BAĞDÂDÎ’DE TABİAT FELSEFESİ 12. yüzyıl ilim ve kültür merkezî Bağdat’ta yaşamış olan ve meşşâî felsefeye yönelttiği önemli tenkitleriyle tanınan filozof ve tabip Ebü’l-Berekât el-Bağdâdî (y. 1077-1152), ilerleyen yaşında İslamiyeti seçmiş Yahudi asıllı bir filozof olarak felsefî düşüncenin evrensel ve birikimsel yapısının en çarpıcı örneklerinden birini oluşturmuş-tur. Özellikle Aristotelesçi felsefeye yönelik sistem içi eleştirileriyle bağımsız ve eleşti-rel düşünceyi öne çıkaran Bağdâdî, özgün katkılarıyla felsefî geleneğin algılanma ve yorumlanma biçiminde etkili olmuştur. Bu çalışma ile onun tabiat felsefesine dair gö-rüşleri, eleştirileri ve katkıları tespit edilip değerlendirilmeye çalışılmıştır. Öncelikle Aristotelesçi tabiat felsefesi, bu düşüncenin İslam dünyasına geçişi ve önceki filozoflar-daki şekline kısaca değinilmiştir. Sonra tabîî varlıklar üzerine tümel bir inceleme yapan ve ‘tabiat felsefesi’ tabirini en iyi karşılayan klasik fizik, yani ‘es-Simâu’t-tabîî’ merke-zinde Bağdâdî’nin tabiat felsefesinin esasları belirlenmeye çalışılmıştır. Hareket, me-kan, boşluk ve zaman gibi temel konularda Bağdâdî’nin görüşleri, kendi tarzına uygun bir şekilde Aristoteles’in görüşleri ve Aristotelesçi felsefenin en önemli temsilcisi sayı-lan İbn Sînâ’nın görüşleriyle karşılaştırmalı bir şekilde ortaya konmuştur. Heterojen boşluk anlayışı ve zamanın ontolojik varlığını kabulüyle meşşâî düşünceden ayrılan Bağdâdî, fırlatılan cismin hareketini açıklarken tercih ettiği meyli kasrî (impetus) görü-şü ve ortaya koyduğu ivme teorisiyle modern dinamik anlayışı çağrıştırmıştır. Ayrıca bu çalışmayla, Bağdâdî’nin çoğunlukla muhatap olarak gördüğü ancak ciddi bir şekilde eleştirdiği İbn Sînâ’dan isim vermeksizin fasıllar düzeyinde alıntılar ve lafzî ler yaptığı, çarpıcı örnekler ve yeni bulgularla gösterilmiştir. ABSTRACT THE PHILOSOPHY OF NATURE IN ABU’L-BARAKÂT AL-BAGHDÂDÎ Abu’l-Barakât al-Baghdâdî (1077-1152, ?), who lived in Baghdad, the center of science and culture in 12th century, and who is a philosopher and physician, well-known with his considerable critiques to peripatetic philosophy, constituted one of the most remarkable samples of universal and cumulative structure of philosophical thought, as a Jewish philosopher originally but in his later ages converted to Islam. Baghdâdî brought an independent and critical thought in the foreground by his internal critiques to the Aristotelian philosophy peculiarly, and with his original contributions, he left a permanent impression in the ways of perceiving and interpreting the philosophical tradition. In this study, his ideas, critiques and contributions to the philosophy of nature were determined and tried to be examined. First, Aristotelian philosophy of nature, the transition of this thought to the Islamic world, and its form in the former philosophers were brushed shortly. Then, in the context of classical physics, that is ‘physike akroasis’, which makes a universal study on natural entities and best corresponds the expression of ‘the philosophy of nature’, bases of Baghdâdî’s philosophy of nature were tried to be designated. The ideas of Baghdâdî in the basic topics such as motion, space, vacuum and time, were betrayed in an appropriate way to his style, by comparing them with the ideas of Aristotle and Avicenna, who is regarded as the most important assertor of Aristotelian philosophy. Baghdâdî distinguishes from peripatetic thought by his heterogeneous vacuum conception and his acceptance of ontological existence of time. He was reminiscent of modern dynamic conception when he preferred the idea of impetus and introduced acceleration theory to explain the projectile motion. Besides, it was denoted, in this study, with striking examples and new findings that Baghdâdî made quotations and literal summaries in a scale of chapters without naming from Avicenna, whom he mostly regards as a respondent but criticized seriously.